İnsan düşündükçe yaşadıklarının ağırlığıyla, yaşayacaklarının belirsizliği arasında ince bir çizgide duruyor. Ne geçmişin mutlulukları; nede hataları sanki yarım kalmış cümleleriyle sessizce arkadan bakarken, gelecek ise daha henüz adı konulmamış bir düş bir ihtimal gibi önünde duruyor...
Attığı her adımın kendini biraz daha zamanın içinde değiştirdiğini hissederken, aslında en çok da "ŞİMDİ"nin içinde sıkışıyor...
Geriye kalan ömrünü düşünmeye başladığında, yaşamın ne kadar da hızla aktığını, biriktirdiği her şeyin aslında ne kadar hafif olduğunu fark ediyor. İşte bu fark ediş canını acıtmıyor belki ama derindennnn bir sessizlik bırakıyor...
Sorsalar şimdi ne tamamen umut dolu,ne de umutsuzummm...
Öyle bir bilinç halindeyim ki daha çok ikisinin arasında salınıyorumm...
Geçen 60 yıldan sonra belkide geriye kalan ömrümü anlamlandırmak ve artık neyin gerçekten değerli olduğunu seçebilme cesareti istiyorum.
İnsan, belli bir yaştan sonra hayatı koşarak değil, anlayarak yaşamak istiyor. Bu yüzden durup kendine bakıyor...
Ben kimdim, Kim oldum, Kim olmak istiyorum?
Bu soruların kesin cevapları olmayabilir, ama ruhumu olgunlaştıran şey de bu belirsizlik zaten. Geriye kalan ömrümün nereye akacağını bilmiyorum; fakat bildiğim bir şey var:
"Bu kez adımlarımı daha bilinçli, sessiz ve daha içten atacağım"
En gerçek yolculuk, insanın kendiii...
Necdet Aydemir
Orduyeri Köprüsü – Bir Şehrin Hafızasında Taşlaşan Zaman
Seda Karakaş
Yolculuk Serzenişi
Arif ÜÇLER
MUAYENE ÜCRETİ KOMEDİSİ!
Ayşe Sevtap UZUN
YENİ BİR RANT ARACI: “MİLLET” BAHÇELERİ
Barbaros YAMAN
TARİHİ BARTIN IRMAĞI GÖZDEN ÇIKARILDI MI?
Erdal ARSLAN
Birgün Değil, Hergün Cumhuriyet
Özkan KÜÇÜKTABAK
CİLALA PARLAT SULTAN ABDÜLHAMİT
ERKAN AŞÇIOĞLU
TOPLUM DEĞER KAYBEDİYOR