Türkiye’de eğitim sistemine yönelik yapısal sorunlar ve bu sorunlara yönelik çözümsüzlük politikaları 2025 yılında da ısrarla sürdürüldü. 2025 yılı, eğitim alanının iktidarın siyasal-ideolojik hedefleri doğrultusunda “piyasacı” ve “dini eğitim” merkezli uygulamalarla kuşatıldığı bir yıl oldu. Eğitim Sen olarak, eğitimin kamusal bir hak olmaktan çıkarılıp ticarileşmesine ve dinselleşmesine karşı yürüttüğümüz mücadele, 2025 yılının temel eksenini oluşturdu.
2025 yılı, eğitim alanına yönelik olarak hayata geçirilen çok yönlü saldırı ve tehditler özellikle laik bilimsel eğitim anlayışına açıkça meydan okunduğu bir yıl oldu. 2024 yılında eğitimin niteliğinde yaşanan gerileme devam ederken, eğitimde ticarileşme ve eğitimi dinselleştirme uygulamaları belirgin şekilde arttı. Özellikle Diyanet İşler Başkanlığı ve dini tarikat ve cemaatlerin kurduğu dernekler Millî Eğitim Bakanlığı ile imzaladığı protokoller üzerinden okullarda laik eğitim karşıtı faaliyetleri yaygınlaştırdılar.
Sınav odaklı eğitim, okulların fiziki altyapı ve donanım eksikliklerinin sürmesi, kalabalık sınıflar sorunu, ikili öğretim, taşımalı eğitim, çocuk ve gençlerin dini cemaat ve vakıfların kreşlerine ve yurtlarına yönlendirilmesi, çocuklara yönelik taciz ve istismar vakalarının artması, mülakata dayalı sözleşmeli öğretmenlik ve ücretli öğretmenlik uygulamasının sürmesi, ataması yapılmayan öğretmenler sorunu vb. gibi çok sayıda sorun eğitim sisteminin belli başlı sorunları olarak 2025 yılına damgasını vurdu.
Türkiye’nin eğitim sisteminde geçmişten günümüze etkisini hissettiren ırkçı, şoven, milliyetçi ve cins ayrımcı söylemler, “manevi değerler” adı altında eğitimin bütün kademelerinde dini eğitimin yaygınlaştırılması gibi uygulamalar egemen ideolojinin yoğun baskısı ve denetimi altında hayata geçirildi.
- ÇOCUKLARA VE HAKLARINA YÖNELİK TEHDİTLER ARTTI
- ÖĞRENCİLERİN BESLENME VE BARINMA SORUNLARI DERİNLEŞTİ
- OKULLARDA TEMİZLİK, HİJYEN VE DESTEK PERSONELİ YETERSİZLİĞİ DEVAM ETTİ
- EĞİTİM HARCAMALARI YİNE VELİLERİN SIRTINA YIKILDI
- OKULDA ŞİDDET, TACİZ VE İSTİSMAR VAKALARI ARTTI
- “TÜRKİYE YÜZYILI MAARİF MODELİ” UYGULAMALARI EĞİTİMDE TAHRİBAT YARATTI
- OKULLARDA DİNSELLEŞME VE ÇEDES UYGULAMALARI DEVAM ETTİ
- ÇOCUK İŞÇİLİĞİNİN MEŞRULAŞTIRILMASI VE MESEM UYGULAMALARI ARTTI
- TOPLUMSAL CİNSİYET EŞİTLİĞİ MÜCADELESİ HEDEF ALINDI
- GÜVENLİ OKUL VE DEPREM GERÇEĞİ YOK SAYILDI
- KAMUSAL, BİLİMSEL, DEMOKRATİK, LAİK, CİNSİYET EŞİTLİKÇİ VE ANADİLİNDE EĞİTİM TALEPLERİ YİNE KARŞILIKSIZ KALDI
- PROJE OKULLARINDAKİ TASFİYE VE NORM KADRO SORUNU DEVAM ETTİ
- EĞİTİM EMEKÇİLERİNİN EKONOMİK SORUNLARI ÇÖZÜLEMEDİ
- ÖĞRETMENLİK MESLEĞİNİN DEĞERSİZLEŞMESİ VE KARİYER BASAMAKLARI SORUNU DERİNLEŞTTİ
- EĞİTİM DESTEK PERSONELİNİN SORUNLARINA ÇÖZÜM ÜRETİLMEDİ
- “TÜRKİYE YÜZYILI MAARİF MODELİ” ANGARYAYI ARTTIRDI
- ÖĞRETMEN AÇIKLARI ARTTI VE ATAMASI YAPILMAYAN ÖĞRETMENLERİN SORUNLARI ÇÖZÜLEMEDİ
- MİLLİ EĞİTİM AKADEMİLERİ İLE ÖĞRETMEN YETİŞTİRME VE ATAMA SİSTEMİ DEĞİŞTİRİLDİ
- 2025’TE YÜKSEKÖĞRETİM ALANINDAKİ SORUNLAR ARTARAK DEVAM ETTİ
- ÖĞRENCİLERİN YAŞAM MÜCADELESİ: BARINMA VE BESLENME KRİZİ ÇÖZÜLEMEDİ
- ÜNİVERSİTELERDE DİNSELLEŞME VE YAŞAM TARZINA YÖNELİK MÜDAHALELER ARTARAK DEVAM ETTİ
- LİSANS EĞİTİMİ SÜRESİNİN KISALTILMASI VE YAPISAL DÖNÜŞÜM TEHLİKESİ ARTTI
- YÜKSEKÖĞRETİMDE ÇÜRÜME: YOLSUZLUK, MOBBİNG VE HUKUKSUZLUK KISKACI ARTTI
- KAYYIM REKTÖRLER VE AKADEMİK ÖZERKLİĞE YÖNELİK AĞIR KUŞATMA ARTTI
- 19 MART OPERASYONU SONRASINDA ÜNİVERSİTELERDE BASKI VE SORUŞTURMALAR ARTTI
- YÜKSEKÖĞRETİMİ DİNSELLEŞTİRME KUŞATMASI DAHADA ARTARAK DEVAM ETTİ
- GÜVENCESİZLİK VE HAK GASPININ MERKEZİ: VAKIF ÜNİVERSİTELERİ OLDU
- ÜNİVERSİTELERDE İDARİ PERSONELİN HAK GASPI VE ÇALIŞMA BARIŞININ BOZULDU
- 2026 YILINDA EĞİTİM HAKKI MÜCADELESİNİ BİRLİKTE BÜYÜTELİM!
Türkiye, eğitim sisteminin niteliği açısından OECD ülkeleri içinde en alt sıralardaki yerini koruyor. Eğitim alanı, 2026 yılında girerken ülkemizde derinleşen sınıfsal uçurumun ve sosyal eşitsizliğin en çıplak biçimde hissedildiği ana mecra olmayı sürdürüyor.
Eğitimde yıllardır biriken ve çözüm bekleyen yapısal sorunlar, Millî Eğitim Bakanlığı’nın önceliğinin sorunları çözmek değil, eğitim sistemini siyasal-ideolojik hedefler doğrultusunda yeniden biçimlendirmek olduğunu açıkça gösterdi. Eğitim kurumları hız kesmeden sürdürülen dinselleştirme ve ticarileştirme politikaları sonucunda, bilimsel bilgi üretim merkezi olmaktan çıkarılarak piyasacı ve ideolojik birer aygıta dönüştürüldü.
Bilimin rehberliğinden uzaklaşan, okul öncesinden yükseköğretime kadar her kademede inanç sömürüsünü referans alan ve piyasa ilişkilerine teslim edilen bir eğitim sisteminin genç kuşaklara sunabileceği hiçbir gelecek yoktur.
Eğitim Sen olarak, başta eğitim ve bilim emekçileri olmak üzere, ülkesinin ve çocuklarının yarınlarından endişe duyan tüm kesimleri 2026 yılında eğitim hakkı mücadelesini her zamankinden daha kararlı bir şekilde büyütmeye çağırıyoruz!
BARTIN EĞİTİM SEN ŞUBE BAŞKANI İSMET İPCİ















