Advert
Arif ÜÇLER
Arif ÜÇLER
Giriş Tarihi : 23-01-2021 21:41
Güncelleme : 23-01-2021 21:53

Yaktın bizi Defne

Şifalı bitkiler arasında defnenin hatırı sayılır bir yeri var.

Konunun uzmanları defne yapraklarının ve tohumlarının insan vücuduna faydalarını saymakla bitiremiyor.

Yaprakları yemeklerde ve çayda kullanıldığı gibi yağı da çıkarılarak şifa niyetine bir güzel içiliyor.

Biliyorsunuz ilimiz defne ağacı bakımından zengin ve rahmetli Ticaret ve Sanayi Odası Başkanımız Erdoğan Somaklı’nın öncülük etmesiyle odun dışı orman ürünlerini değerlendirmek üzere bir şirket kurulmuş, adına da Yaprak A.Ş. denilmişti.

Başta defne olmak üzere aralarında ıhlamur ve kuşburnunun da bulunduğu pek çok ürün şirketin kapsama alanında idi.

Hatırladığım kadarıyla 150 civarında ortağı vardı.

Ancak insanların güçlükle bir araya gelip ortak iş yaptığı ve bu ortaklıkları yürütemediği Bartın’da uzun ömürlü olmayan diğerleri gibi bu ortaklık da fazla yaşamadı.

Büyük umutlarla kurulan Yaprak A.Ş. yürütülemeyince satıldı.

Şimdiki işletmecisi fabrikayı çalıştırıyor.

Gayet de başarılı bildiğim kadarıyla.

Yan etki

 Bu hatırlatmadan sonra gelelim bizim defnenin başka marifetlerine.

Bu kadar yararlı bir ağaç gelsin insanlara zarar versin iyi mi?

Nasıl olur demeyin oluyor işte.

Her şeyin yan etkisi olur da onun olmaz mı?

Defnenin yan etkisi yaprakları.

Tabii bu sadece defneye mahsus değil.

Eğer bir ağaç yapraklarını dökmüyorsa karlı havalarda çok tehlikeli olur.

Yaprakları kar tutar, dalları bu yüke dayanamaz ve yakınında elektrik teli varsa üzerine yatar, telleri kopartmadan önce birbirine değdirir, evlerin sigortalarını attırır, dahası yangına sebep olur, sizi hem elektrikten hem maldan hem de candan eder.

Benim de doğup büyüdüğüm ve halen ikamet ettiğim Kemerköprü mahallesi Çeşme yanı sokakta böyle bir hadise yaşadık bu karda.

17 Ocak günü dallar tellerin üzerine yatmaya başlayınca durumu hemen acil koduyla Enerjisa Başkent Elektrik’e bildirdim.

İhbar yağmuru

 İhbarı alan görevli öncelikli olarak bakılmasını isteyip ekipleri sahaya yönlendireceklerini söyledi.

Komşumuz Yılmaz Al, ben de aradım, hatta diğer komşumuz Filiz’e de söyledim, onlar da aradılar dedi.

Duvar kâğıdı işi yapan yan komşumuz da aradığını söyledi.

Kar yağışı devam ettiği için teller 19 Ocak günü iyice sarkarak birbirine yaklaşmış ve kopma noktasına gelmişti.

O gün bir daha aradım, aynı cevabı aldım.

Komşumuz ben de aradım dedi.

Boşuna aradığımızı, teller kopmayınca ekibin gelmeyeceğini düşünürken öğleden sonra direkte bir patlama oldu ve kıvılcım çıktı.

Eyvah, hem elektrikler gidiyor hem de direkle neredeyse bitişik olan büyük tarihi ahşap konak yanacak, sonra da sokak elden gidecek dedim.

Eyvah ki ne eyvah

 Tekrar telefona sarıldım, durumun vahametini bildirdim, yeni bir kayıt daha oluşturuldu.

Komşularımız biz de aradık dedi.

Kardeşim Hakan ile kiracımız da aramış.

Atatürk okulunun yanında bulunan yan sokaktaki evlerden de arayanlar olmuş.

Bu arada sokaktaki evlerin çoğu elektriksiz, biz de çaresiz kalmıştık.

13 yıl yatağa bağlı yaşayan rahmetli annem “muhtaçlık çok zor” derdi.

Hakikaten öyle.

Bir akıla muhtaç kaldık.

Bizim Güngör’e (Yavuzaslan) “kanal-kanal gezip televizyonlarda Suriye, Irak konuşacağına elektrikteki perişanlığımızı söylesene” diye takıldım.

Yetkililere mesaj atıp durumu bildireceğini söyledi.

Siyasetle uğraşan bir arkadaşıma “her şeyi sattınız, devletteyken böyle değildi, özel sektör duymuyor, sahibimiz yok” diye sitem ettim.

Ve Müdür Bozkuş devrede

 Diyeceksiniz ki önün gelene takılacağına bir balta bulup da ağacı kesemediniz mi?

Aklımıza gelmedi değil.

Hat yüksek gerilim, ortam ıslak, ağaç tellerle sarmaş dolaş, hadi gel de dokun bakalım.

İşte zaten Emniyet Müdürümüz Çetin Bozkuş’u harekete geçiren de bu oldu.

Bir yanda yangın diğer yanda bırakın dokunmayı altından geçmenin bile sakıncalı olduğu bir defne ağacı.

Can ve mal güvenliğini tehlikeye düşüren bu durumun bertaraf edilmesi gerekiyordu.

Sayın müdürümüz konudan haberi olur olmaz sokağa ekip gönderdi.

Memur arkadaşlar, akşam saatlerinden gece 24.00 civarında Enerjisa bakım onarım ekibi gelinceye kadar o soğukta sokakta bekleyip önlem aldılar.

Sağolsunlar, varolsunlar.

Ekipteki görevli, motorlu testere ile ağacı kısa sürede bir güzel budadı.

2-3 dakika sepetin yukarı çıkması, 5-6 dakika ağacın budanması 3-5 dakika sepetin aşağıya inmesi ve direkten atan sigortanın düzeltilip evlere elektrik verilmesi derken 72 saat süren gergin bekleyiş 15 dakikalık çalışma ile son buldu.

O gece İl Emniyet Müdürümüz Çetin Bozkuş’a duyarlılığından dolayı teşekkür etmiş, mahalle sakinlerinin teşekkürünü de iletmiştim.

Bir teşekkür de buradan ediyoruz sayın müdürümüze.

Ah Defne ah

 Elektrikler kesildi, yaklaşık 10 saat karanlıkta kaldık.

Doğalgaz ısıtmadı, üşüdük.

Televizyon gitti, internet gitti.

Dünya ile bağlantımız kesildi.

Dahası teller “ha koptu ha kopacak” diye 3 gün korkulu rüya gördük.

Bütün bunlar yanımıza kâr kaldı.

Yangın çıkmadan ve can kaybı olmadan sorunun çözülmesi tek tesellimiz oldu.

Emniyet Müdürümüz Çetin Bozkuş sayesinde facianın eşiğinden döndük diyebiliriz.

Sağolsun, varolsun.

Defne’ye gelince;

Ah defne ah.

Yaktın bizi Defne.

Demeden kendimizi alamıyoruz!

Zararları karşılayın da göreyim

 Hat boyu ekip gezdirip de kesilecek veya budanacak ağaçlara gerektiği gibi müdahale etmediği anlaşılan, altyapıya ve üstyapıya gereken yatırımları yapmadığı görülen, olumsuz hava koşullarına hazır olmadığı bir kez daha ortaya çıkan, normal zamanlarda bile bizi elektriksiz bırakan Enerjisa’yı ise bu kadarla bırakmıyoruz.

Ona daha çooookkkk söyleyecek lafımız var.

Şehir merkezinde Kemerköprü mahallesi Yukarı sokakta hem de muhtarlık binasının karşısında kopan elektrik telinin günler sonra daha yeni onarıldığını öğrendim.

Muhtar kim bilir kaç kere aramıştır.

Şehir merkezi böyleyse uzak köylerin, karın daha yoğun olduğu dağ köylerinin ne kadar fena olduğunu tahmin etmek zor olmasa gerekir.

Hadi biz ucuz kurtulduk.

Ya 4-5 gün, bir hafta elektriksiz kalanlar ne yapsınlar?

Allah onlara dayanma gücü versin.

Dedim ya her şey elektriğe bağlı.

Soğuktan donmak, işten güçten olmak bir yana bu kadar uzun süreli kesintide buzdolabında dondurucudakiler dahil (sebzesi meyvesi, eti, sütü, yoğurdu) ne varsa bozulmuştur.

Buzdolabında durması gereken ilaçlar da bozulmuştur.

Hadi görelim de şirket karşılasın bu zararları.

KARLA İMTİHAN

 Bakıyorum da şimdi herkes koro halinde bağırıyor.

Kusura bakmasınlar, ben onlara günaydın, sabah şerifleriniz hayırlı olsun diyeceğim

Amerika’yı yeniden keşfetmeye gerek var mı?

Elektrik şirketinin ilk vukuatı değil ki bu.

Bu derece olmasa da önceki karlı kışlarda da yaşandı pek çok kesinti.

Şimdi mağdur olanların canı can da o zaman mağdur olanların canı patlıcan mıydı?

Kaldı ki sadece kış da değil.

Yaz aylarında da bir sürü plansız ani kesinti oluyor, bahar aylarında da.

Hem de her yaz her bahar.

Ben aylarca, hatta yıllarca yazdım, (affedersiniz) adeta kıçımı yırttım.

En sert eleştirileri yaptım bu şirkete.

Hem işimizden gücümüzden oluyoruz hem elektronik eşyalarımız zarar gördü, görüyor kesintilerden.

Yahu farklı zamanlarda iki ayrı düşük voltaj hadisesi yaşadı bu şehir hem de yarım saate yakın gibi uzun süreli.

Buna elektronik eşya mı dayanır.

Buzdolabını kurban verdik

 Bizim bir buzdolabı ile bilgisayar adaptörü bu yüzden sizlere ömür, ruhuna fatiha.

Aradım, zararımızı karşılayın dedim.

Tamam, bakalım dediler.

Baktık, inceledik, cihazlarınız o tarihlerdeki kesintilerden bozulmamış dediler, işin içinden çıktılar.

Hiç şaşırmadım dedim böyle şeyleri not alan kıza.

Mantığa bakar mısınız, farz edelim ki arıza o tarihlerden kaynaklanmadı.

İyi de sık kesintiler (hem de sık oğlu sık) düşük voltajlar, anlık geliş gidişler elektronik aletlerin canına okuyup ömrünü kısaltmıyor mu?

Şöyle bir örnek verdim hanım kızımıza; sigara da insanı hemen öldürmüyor, damarlarınızı yavaş yavaş tıkıyor, belirli bir zaman sonra ya sizi akciğer kanseri yapıyor ya da kalp damar hastası.

Sizin elektrik kesintileriniz de böyle.

Yavaş yavaş hasta edip öldürüyorsunuz elektronik eşyalarımızı.

Bu bant kaydını yetkilileriniz iyi dinlesinler diye de ekledim.

Kesinti manyağı olduk

 De de anlat.

Kime söylüyorsun.

Onlar bildiğini okuyor.

Kendimiz konuşuyoruz kendimiz dinliyoruz.

Bir ara tam kesinti manyağı yaptılar bizi.

Kemerköprü mahallesi Çeşmeyanı sokakta daha önce bir ayda hem de normal bir zamanda (yani hava muhalefeti de yokken) en az 10 kere (belki de daha fazla) plansız kesinti olmuştu.

Bir ara bazı aylarda 3-5-7 kere düzenli bir şekilde plansız kesintimiz mutlaka olurdu.

Bakım adı altında yapılan planlı kesintileri, anlık geliş gidişleri saymıyorum bile.

Tam mahrumiyet bölgesi gibiydik.

Afrika’da yaşasaydık bundan daha kötü olmazdık herhalde.

Deli olmak işten bile değil.

Hadi biz Meryem anayı taşladık da böyle oldu diyelim.

İyi de sadece biz değiliz ki mağdur olan.

Köyden beldeye, ilçeden il merkezine hemen hemen her yerde adeta kesintiyle yıkandı bu şehir.

Söylememe gerek var mı bilmiyorum.

Her şey elektriğe bağlı.

Elektrik gidince hayat duruyor.

Eliniz kolunuz bağlanıyor.

Eyyyy Enerjisa

 Hiçbir şey çözümsüz değildir.

Bakın çağımızın vebası koronavirüsün aşısını da bulduk, ilacı da eli kulağındadır.

Dünyayı yerinden oynatan bu soruna bile çözüm bulundu sayılır.

Karın ortasında canımıza okuyan elektrik sorununun da çözümü var elbette.

Kesin çözüm havai hatların yer altına alınmasında.

Eğer alamıyorsanız hatlarınızı güvenli hale getireceksiniz.

Benim anladığım kesintilerin çoğu ağaçlardan kaynaklı.

Ekiplerinizi il genelinde hat boyunca gezdirip telleri tehdit eden ağaçları düzenli olarak ya dibinden keseceksiniz ya da budayacaksınız.

Vatandaşlardan aldığınız paraların hepsini cebinize atmayacaksınız, önemli bir bölümüyle altyapıya üstyapıya gerekli yatırımları yapacaksınız.

Kaz gelecek yerden tavuk esirgemeyeceksiniz.

Enerjiyi halka, yani müşterilerinize kesintisiz, kaliteli, doğru, düzgün vermek zorundasınız.

Verebiliyor musunuz sorusunun cevabı kocaman bir hayır!

Madem hizmeti gerektiği gibi veremiyorsunuz lütfen bırakın bu işi.

Bırakın daha iyi yapan gelsin.

Bu ay tahsilat yapmayın

 Hatanızı kabul edip Bartın halkından SMS ile özür dilediniz ama kuru bir özürle işin içinden çıkamazsınız.

Yok öyle yağma.

Burası çiftlik değil kardeşim

Öyle istediğiniz gibi at oynatamazsınız.

Özürle birlikte “Çok mağdur oldunuz bu ay ki faturalarınızı (bütün Bartın) almayacağız” deseydiniz ya.

Ama nerede o incelik?

Sıfır virgüllü rakamlara, 20-30 kuruşa bile fatura kesiyorsunuz ki harcadığınız kâğıda yazık.

Keşke parayı almasını bildiğiniz gibi hizmeti vermeyi de bilseniz.

Valla şahsen ben devletin başı olsam, vatandaşı bu kadar mağdur ettiğiniz yeter artık diyerek sözleşmenizi feshedip bu işi sizden alır, daha ağır şartlarda yeni bir ihale yapardım.

 BİRAZ GEÇ KALMADIK MI?

 Siyasetçisinden gazetecisine, esnafından tüccarına, ileri geleninden ileri gidenine ve sade vatandaşına kadar herkes hep bir ağızdan elektrik şirketine yükleniyor.

Bunun için biraz geç olmadı mı ey muhterem cemaati müslimin?

Eğer bu tepkiler zamanında hep bir ağızdan verilebilseydi şirket kendine çeki düzen vermek zorunda kalırdı ve bugün bu sıkıntıları belki yaşamamış olurduk.

Neden birlik olamıyoruz, hep bir ağızdan tepki koyamıyoruz?

Birlik beraberliğimiz, dayanışmamız, kaynaşmamız neden eksik, neden yetersiz?

Daha önce de yazdım;

Bunun cevabı bana göre düşman işgaline uğramamış olmamızdır.

Düşman işgaline uğramamak iyi ama böyle bir yan etkisi varsa işte o kötü.

Gidin bakın düşman işgaline uğrayan şehirlere birlikleri de beraberlikleri de bizden çok çok ileride.

Bu kültürü işgalde edinmiş olmalılar diye düşünüyorum.

Burnumuzun dibinde bir sürü kömürlü santral var, yenileri de sırada, bölgemiz termik santral cehennemine döndü ve biz ona bile topyekün karşı koyamadık.

Amasra için planlanan santrale gösterilen tepkiler bile yetersiz bana göre!

Bir tek mobil santralde fena değildik, o da istisna.

Benden her şeye çok güzel maydanoz olur ama Bartın’dan bu haliyle bir nane olmaz!

YOLLAR VE KALDIRIMLAR

 Rahmetli annemin vefat ettiği 2016 yılının kışında da bu kadar, belki de bundan daha fazla kar vardı.

Bu kış kar yağmayacak sanıldı, paniğe kapılanlar bile oldu.

Duaya çıkıldıysa herhalde aşırıya kaçmış olmalılar ki)) neredeyse 3 aylık karı tek seferde aldık.

Bizim şakamız var ama karın şakası yok.

Kurumlarımızın her türlü hava koşullarına (bundan daha kötülerine bile) hazır olmaları gerekir.

En çok şikâyet konusu olan Enerjisa kar sırasında organize olamadı, yeterli ekip kuramadı, elektrik arızalarına zamanında müdahale edip mağduriyetleri azaltamadı.

Kar öncesi yapması gerekenleri de zaten (ağaç budama, kesme ve yatırım) yapmadığının anlaşıldığını yazmıştım.

Diyeceksiniz ki Enerjisa sınıfta kaldı da belediye geçti mi?

Belediye de yetersiz kaldı.

Yolları başardı ama kaldırımları zamanında açamadı.

Bazı mahalle ve sokaklarda bugün bile (23 Ocak) halen daha kapalı kaldırımlar var.

Büyük tehlike yaratan çatılardaki karlara da daha fazla müdahale edilebilirdi.

Her yağmurda aynı sıkıntı

 Eğer bir not verecek olursak (Telekom, Özel İdare ve Karayollarını not verecek kadar gözlemleyemedim kusura bakmasınlar) Enerjisa’ya 5 üzerinden sıfır, belediye ise 3 verirdim.

Hadi kar bir yana her yağmurda yollar ve kaldırımlar göle dönüyor.

Belediyenin notunu buradan da kırmak lazım aslında.

Su akacak yer bulamıyor ki mecburen yüzeyde durup birikiyor.

Yollar ve kaldırımlar matematiğe, fiziğe, kimyaya, yağmurun her türlü akışına, hayatın doğal akışına, eşyanın tabiatına, vesaireye uygun yapılsa böyle mi olur a başkanım?

Elbette olmaz değil mi?

Bu işleri verdiğiniz müteahhitler hiç mi hesap kitap bilmezler?

Demek ki ihaleler alınıp verilirken bunlara dikkat edilmiyor.

Belli ki biraz daha hassasiyet göstermek gerekiyor.

Vatandaş hizmetin en iyisini hak ediyor.

Siz de en iyisini yapacağım diye oradasınız.

Hatırlatmış olayım.

NELER SÖYLENDİ?
@
NAMAZ VAKİTLERİ
PUAN DURUMU
HAVA DURUMU
Gazete Manşetleri
Yol Durumu
E-GAZETE
E-Bülten Kayıt
ARŞİV ARAMA