Advert
Arif ÜÇLER
Arif ÜÇLER
Giriş Tarihi : 20-02-2020 18:24
Güncelleme : 20-02-2020 20:13

Makamlar mevkiler!

Bartın’da bu kış karlı değil ama darbeli geçiyor. İlk darbeyi Fahrettin Fırıncıoğlu yaptı.

Ocak ayında yapılan Bartınspor kongresine başkan olarak girip başkan olarak çıkan Ahmet Bayrak şubat ayının başındaki toplantıda görev dağılımı yapılırken görevden alındı.

Yönetim kurulu, başkan yardımcısı Fahrettin Fırıncıoğlu’nu başkanlığa getirdi.

Fırıncıoğlu Bartınspor için cebinden bir sürü para harcayan bir isim olarak biliniyordu.

Parayı veren düdüğü çalar derler. Nitekim geç de olsa öyle oldu.

Ve doğrusu da buydu. İkinci darbenin altında Hacı Hasan Bulut imzası bulunuyor.

Bartın Gazeteciler Derneği kongresinde başkan değişti, Güngör Yavuzaslan gitti, Hacı Bulut geldi.

Yavuzaslan kongre konuşmasında “İşlerimin yoğunluğundan dolayı aday olmayacağım” dedi.

Her ne kadar bu anlaşmalı boşanma gibi görünse de bana şu nedenle pek öyle gelmedi.

Hacı Bulut kongreden bir gün önce beni aradı.

“Aday olacağım, bir dönem görev yapacağım, sonra gençlere bırakacağım, desteğini bekliyorum” dedi. Güngör’e İstanbul’da telefonla ulaştığını, kendisine keşke bana daha önce söyleseydin, arkadaşlarla değerlendireyim dediğini söyledi. Kendisine “Bir dönem diyorsun ama koltuk tatlıdır. Oturunca kalkmak bilmezsin” diye takıldım. “Asla öyle bir niyetim yok, yarım dönem bile yapabilirim” dedi.

Bu konuşmalardan da anlaşılacağı üzere kongreye bir gün kala iki aday vardı.

Kongre günü Hacı Bulut’un yüz yüze yaptığı görüşmenin sonucunda Yavuzaslan aday olmadı.

Hacı Bulut darbe yaptı derken buna dayanarak diyorum.

Anlaşılacağı üzere bu postmodern bir darbe oldu.

Şartlı destek

Hacı Bulut’a kongreden bir gün önceki konuşmamızda “Madem destek istiyorsun, sana iki şartla oy veririm” dedim. Birincisi sigarayı bırakacaksın. İkincisi de senden sonra ki dönem için görevi İbrahim Balıkçı’ya devredeceksin. Birincisi neyse de ikincisini şaka yollu söyledim tabii. Her şakanın altında bir gerçek vardır derler, derler demesine de her söylenene kulak asarsak işin içinden çıkması zor olur bu sefer de. Kongreye tek adayla gidildiği için benim oyumun bir önemi kalmadı ama Hacı Bulut kendisine sigarayı bıraktırmaya çalışmamın hayati önemini anlamıştır umarım.

Erkan abiden gazetecilik dersi

Bir darbe de kongre konuşmasında Erkan abi (Aşçıoğlu) yaptı. Dedi ki günlük gazetelere; “Sayfalarınızı bir-iki uzun haberle, gazeteyi 5-10 haberle dolduruyorsunuz. İnternetten, gazetenin e-postasından, kurumların sitelerinden haberleri alıyorsunuz, üzerinde hiç çalışma yapmadan olduğu gibi veriyorsunuz. Böyle gazetecilik olmaz. Günlük gazetelerin canlı olması lazım. Bunun için de gazetecilerin üretken olması gerekir” Özetle böyle dedi Erkan abi. Ve gazeteciliğin nasıl yapılması gerektiğine dair örnekler verdi, tavsiyelerde bulundu. Erkan abi aslında konuşmadı, tecrübesini konuşturdu.

Kaliteden, nitelikten söz etti. Böyle olmaz, daha iyi olmalısınız dedi.

İşte size örnek gazete

10 günde bir çıkan Bartın Gazetesi’ni örnek gösterdi. Her sayısında en az 20-30 haber oluyor, haberleri de özenli çıkıyor dedi. Gazetecilere yol gösterdi. Bunu yaparken onları utandırdı. Nitekim, günlük gazete sahibi olan Hacı Bulut konuşmasında “Erkan abiyi dinlerken utandım” dedi. Aslında sorun şu; Öncelikli amaç gazete yapmak, haber ve fikir üretmek değil de resmi ilan almak olduğu için ortaya böyle bir sonucun çıkması kaçınılmaz oluyor. Daha aydınlatıcı olması için işin temeline kısaca göz atalım isterseniz; 5 trilyonluk rekor vergi cezası ile (belki de bu FETÖ operasyonu idi) köküne kibrit suyu dökülerek ortadan kaldırılan Bartın Ekspres Gazetesi dramatik ve trajik bir sonla kapandıktan sonra ilde resmi ilan alan gazete kalmadığı için bir anda tam 5 yeni günlük gazete birden kuruldu. Ne yapsa bir türlü resmi ilan alamayan günlük gazete ile birlikte el kadar Bartın tam 6 günlük gazeteye sahip bir il haline geldi. Bartın’dan büyük birçok ilde bile bu kadar günlük yerel gazete yoktu. Dediğim gibi öncelikli amaç resmi ilan almak olduğu için haber, köşe yazısı, gazetecilik ikinci planda kaldı. Bu da gazeteleri “birini al, hepsini oku” durumuna düşürdü, Erkan abinin dediği noktaya getirdi.

Resmi ilan yetmiyor

Ekspres resmi ilanı tek başına alıyordu.

O dönemde en son (2009) Bartın’ın yıllık resmi ilanı toplamda 500 bin lira idi.

Ve bu para tek gazete için oldukça fazlaydı.

Ekspres sonrası kurulan 5 gazete ile 6’ya ulaşan günlük gazetelerden biri yola devam edemedi.

Şimdi 5 gazete var ve Bartın’ın yıllık resmi ilanı toplamda 1 milyon liraya yakın.

Bu para 5 gazeteye yetmiyor.

Gazete başına aylık 15-20 bin lira düşse bu para, sadece 5 personel çalışsa onların asgari ücretine ve sigorta primine yetmiyor bile.

Dolayısıyla biz böyle konuşuyoruz, gazeteleri yerin dibine sokup çıkarıyoruz ama işin bir de ekonomik boyutu var.

Giderleri yüksek olan günlük gazetelerin maddi sıkıntıları var.

Teknolojinin getirdiği rehavet ve resmi ilan hevesinin yanı sıra bu da üretken olmanızı engelleyebilir, gazeteciliğinizi köreltebilir bir etkendir.

Sorunsuz meslek!

Kongreler, parti ise parti içi meseleler, meslek örgütü ise meslek sorunlarının konuşulduğu, çözümlerin ortaya koyulduğu yerlerdir.

Gazeteciler Derneği kongresinde bizim şöyle bir sorunumuz var diyen gazeteci olmadı.

Sadece Bülent Bostancı gazeteciler TOKİ konutlarından yararlandırılamadı dedi.

Erkan abi de gazetelerin habercilik anlayışını eleştirdi.

Biliyorum ki gazetecilerin maddi manevi pek çok sorunu var.

İsterdim ki çalışan arkadaşlarımız da gerek habere ulaşmada, gerek maaşlarında ve sosyal haklarında karşılaştıkları sorunları aktarsınlar ve dernekten bu konuda çözüm istesinler.

Yangından mal kaçırır gibi alelacele yapılan ve bir an önce bitse de gitsek türünden bir kongre oldu sanki.

Kültür meselesi.

Duayen gazeteci büyüğümüz Erkan Aşçıoğlu veciz bir konuşma yaptı. Gazetecilik öyle yapılmaz böyle yapılır kabilinden örnekler verdi. Konuşması bana 15-20 yıl önce Ekspres’te, 10 yıl önce Pusula’da, ünlü şairimiz Nazım Hikmet’in ‘Memleketimden İnsan Manzaraları’ isimli ölümsüz eserine atıfta bulunarak yazdığım ‘Memleketimden Gazetecilik Manzaraları’ başlıklı, 100’ü bulan seri yazılarımı hatırlattı.

Erkan abi doğru söylüyor.

Gazeteler diri, canlı, gazeteciler üretken olmalı. Ama istediğiniz kadar güzel gazete yapın, allameyi cihan olsanız, ağzınızla kuş tutsanız gazetenizi yine yeteri kadar satamazsınız, okutamazsınız, Japonya, Almanya, Amerika, İsviçre ve daha pek çok ülkenin tiraj rakamlarına ulaşamazsınız. Bizim insanımıza bedava verin, yine okumazlar.

Bugünün sorunu değil tabii ki bu. 50 sene önce, 70 sene önce çok mu gazete, kitap okuyorduk?

Eskiden de yeteri kadar okunmuyordu, günümüzde de okunmuyor.

80’li yılların ikinci yarısında Milliyet’in Aktüalite isimli ücretsiz pazar eki vardı.

Mini bir dergi tarzında 30 küsur sayfalı bu ekte politikadan ekonomiye, spordan magazine, kültür sanattan sosyal yaşama varıncaya kadar pek çok konuda haber, röportaj, fotoğraf, köşe yazısı, karikatür vardı.

Ana gazete kadar, hatta belki de ondan daha çok zengindi.

Elimde 1987 yılından 10’a yakın var bunlardan.

Atmamışım, saklamışım.

Kaliteli ve doyurucu ek ve ekler bile yapan Milliyet Gazetesi o zamanlar ne kadar satıyordu dersiniz. Ben diyeyim 300 bin siz deyin 500 bin. Hadi biraz abartalım da 700 bin olsun.

O da ancak tabak, çanak, Tv, müzik seti, kitap gibi şeylerin promosyonlarının katkısı ile.

Rakamlar bugünden elbette iyi idi.

Ama yetersizdi.

Tirajlar yerlerde sürünüyor

Türk basınının bir zamanlar üç büyüklerinde biri olan Milliyet şimdi tirajda 125 binlerde.

Yani yerlerde. Türk basınının amiral gemisi denilen Hürriyet ise 230 binlerde.

Birinci gazete Sabah 254 binde. Onu 240 binle Sözcü takip ediyor.

Rakamlar utanç verici. 83 milyonluk ülkede tirajların böyle mi olması lazım?

Milliyet Aktüalite eki örneği ile şunu demek istiyorum; İstediğiniz kadar iyi gazete yapın, gazeteniz baştan aşağıya zengin, dolu-dolu olsun, envai çeşit haber, araştırma, köşe yazısı, fotoğraf olsun ne yaparsanız yapın okutamazsınız.

Mesele okuma kültürü meselesidir.

Ve ne yazık ki bu kültürümüz, bu alışkanlığımız yetersizdir.

Yok denecek kadar azdır.

Böyle olmasının sebebi her iktidar döneminde değiştirilen eğitim sisteminin bize ilkokuldan itibaren okumayı öğretememesidir, sevdirememesidir.

Böyle olunca bilgiyi okuyarak değil de duyarak, yani daha çok kulaktan dolma (o onu demiş, bu bunu demiş) almayı, edinmeyi seven bir toplum haline geldiğimizi söylersek yanlış bir tespitte bulunmuş olmayız herhalde.

Ve ailelerimiz.

Onlar da bu konuda ne yazık ki bize kötü örnek oldular.

Anne baba eve gazete-kitap getirse ve okusa çocuk onu örnek alacak, onu taklit edecek.

Çocuklar bugün tableti, telefonu elinden düşürmüyorlar, büyükleri gibi.

Eskiden de televizyon başındaydılar.

Televizyondan önce de sokaklarda oyun peşinde.

Birini al, hepsini oku

Diyeceksiniz ki millet gazete okumuyor diye gazetecilerin de böyle mi yapması lazım?

İnternetten, sosyal medyadan al haberi-fotoğrafı hiç emek zahmet vermeden, kes-kopyala-yapıştır, koy gazeteye.

Millet nasıl olsa gazete okumuyor diye imlanın bozuk, cümlelerin devrik, anlamların karmaşık mı olması lazım?

Başlığın başka, içeriğin başka mı olması lazım?

Gazetelerin yer dolsun diye koyulan up-uzun haberlerle saçma sapan mı çıkması lazım.

Türkçe, edebiyat hak getire mi olması lazım?

Tabii ki hayır!

İnternet, sosyal medya hem genelde hem yerelde habere ulaşmayı, gazeteciliği kolaylaştırmıştır ama gazetecileri de rehavete düşürmüştür.

Tembelleştirmiştir.

Okumayı sevmeyen bir toplumdan kendisini okutmaya çalışmayan bir gazeteyi almasını, okumasını beklemek abesle iştigal etmek olmaz mı?

İşte toplumun da, gazetecilerin de, gazeteciliğin de durumu bu maalesef.

İstisnalar tabii ki var. Ama onlar da kaideyi bozmuyorlar.

Bartın’da özellikle günlük gazeteler genelde aynı haberlerle ve fotoğraflarla “birini al, hepsini oku” durumunda ne yazık ki!

Valla bana sorarsanız bu haliyle boşuna kâğıt sarfiyatı.

Ormanlara, ağaçlara yazık!

Fikir gazetesi olmak

Bir gazeteyi sadece köşe yazısı için bile alabilirsiniz. Bartın basınındaki en büyük eksiklerden biri de düzenli ve yeteri kadar köşe yazısı olmamasıdır.

Esen abinin 10 günde bir çıkan gazetesi bu konuda da günlük gazetelerin önünde.

Başta Erkan Aşçıoğlu, Tarık Çıtak ve Türk edebiyatının usta isimlerinden merhum yazar Rıfat Ilgaz’ın kızı Defne Ilgaz olmak üzere düzenli yazan yazarları var 100. yıla yaklaşan Bartın Gazetesinin.

Konuk yazarlarıyla da en çok köşe yazısına, yani fikre yer veren gazete aynı zamanda Bartın Gazetesi.

Esen Aliş haberleri de kendine özgü yorumuyla harmanlayıp verdiği için ve en azından manşetini özel haberle çıkarmaya gayret ettiği için 10 günde bir çıktığı halde günlük gazeteleri adeta pek çok defa geride bırakıyor.

Ölümler, doğumlar, evlilikler, asayiş haberleri ve anmalar da, sadece abone ve özel reklam geliriyle ayakta durmayı başarıp resmi ilan desteği olmadan 96. yayın yılına ulaşan Bartın Gazetesini diğerlerinden ayıran özelliklerden.

En azından bu gazete kendisini okutmaya çalışıyor.

Gazeteciler de okumuyor

Köşe yazısı demek fikir üretmek demek. Fikir sahibi olabilmek için bilgi sahibi olmak gerekir.

Bunun için de okumak gerekir.

Sanırım gazeteci arkadaşlarımızın birçoğunda okumamak gibi bir sorun var.

Bir de yazım yanlışları, Türkçe hataları var ki en fecisi de bu bana göre.

Yazım yanlışından söz ettik madem, Erkan abinin konuşmasında soyadının doğru yazılması konusunda da uyarı yapması gerekirdi diye düşünüyorum.

Sanırım unuttu.

Erkan abinin soyadını Aşçıoğlu değil de Ahçıoğlu diye yazanlar var.

Ahçı diye bir kelimemiz yok zaten.

Hadi nüfusta hatalı yazıldı, ahçı oldu diyelim ama böyle bir şey de yok.

Aşçı halk arasında konuşurken üslup ve şive farkıyla ahçıya dönüşebilir.

Bu da yanlıştır.

Sokakta, kahvede konuşurken belki dikkat çekmez ama yazarken böyle bir yanlışa düşmemek gerekir.

Yerel basında buna benzer pek çok yazım yanlışı var.

Yazım yanlışlarına, Türkçe hatalarına, imlaya, edebiyata değinmedi Erkan abi.

Ki basınımızın en büyük hastalığı budur bana göre.

Bunu da buradan ben dile getirmiş olayım.

Gazeteler, gazeteciler, yazarlar yazı satan kişilerdir.

O nedenle yazılarının, cümlelerinin düzgün, anlaşılır, akıcı, düzeyli, etkili olması gerekir.

Böl-parçala-yönet

Bartın’da 4 gazeteci derneği var.

Neredeyse günlük gazete başına bir dernek düşüyor.

Diyeceksiniz ki bu kadar çok gazetenin ve gazetecinin olduğu bir yerde bu kadar dernek olması normaldir.

5 günlük gazete nasıl gazeteleri ve gazetecileri maddi manevi güçsüzleştiriyorsa 4 dernek olması da dernekleri güçsüzleştiriyor.

O nedenle Bartın’da gazeteci dayanışması, birlik beraberliği zayıftır.

Hacı Bulut yönetimindeki derneğin birleştirici olmak gibi önemli bir görevi de olmalı.

Sadece dernekler değil gazeteler de birleşmeli.

Derneğin meslektaşlarına sahip çıkması da önemli bir görev olarak addedilmelidir.

Mesela ilk iş olarak sağlık sorunları bulunan ve evinde tedavi gören eski meslektaşımız, büyüğümüz Sefai Ak’a ziyaret yapılmalı.

Bir de eğitim seminerleri düzenlemeli.

Konusunda uzman kişileri ilimize getirerek gazetecilere haber nasıl yazılır, fotoğraf nasıl çekilir, haber dili nasıl olmalıdır, 5 N 1 K nedir, Türkçe, edebiyat, kompozisyon, üslup gazetecilikte neden önemlidir, baskı ve mizanpaj kalitesi gibi konularda dersler verdirmelidir.

Başkan olmak da zordur ama başkanlık yapmak daha da zordur.

Değişim zamanı.

Koltuk tatlı olduğu için gerek siyasette gerek sivil toplum örgütlerinde isteğe bağlı başkan ve yönetim değişimi nadir olur.

Parti lideri, il ve ilçe başkanı, muhtar, belediye başkanı, milletvekili ölünceye kadar seçilmek, koltukta oturmak ister.

Dernek başkanı da öyle.

Kendi isteğiyle bırakıp giden, benden buraya kadar diyen, daha iyisini yapanlar gelsin diyebilen, gençlere yol açıp fırsat verenler yok denecek kadar azdır.

Tabii bu aslında demokrasi meselesi.

Bizim gibi demokrasisi az gelişmiş ülkelere özgü bir şey bu.

İşte size birkaç örnek;

İşçi Emeklileri Derneği Başkanı İsmail Kulaç uzun yıllar bu görevde kaldı ve intibak diye diye koltukta vefat etti.

Ziraat Odası Başkanı Rüştü Civak neredeyse 40 yıldır bu görevde, son zamanlarda hasta ve evinde tedavi görüyor. Aynı zamanda Ziraat Odası Başkanlığındaki görev süresi kadar Kutlubeydemirci köyünün muhtarlığını yaptı..

Son seçimde muhtarlığı kaybetti de bu görevi sona erdi.

Rüştü abiyi 80’li yıllardan bu yana tanırım, kendisi ile özel bir dostluğumuz var.

Bak muhtarlık gitti, Ziraat Odasını da kendi isteğinle bırak artık dediğimde olumsuz yanıt vermişti.

Amatör Spor Kulüpleri Federasyonu Başkanı Turgut Altınçubuk da 20 yıldır bu görevde.

Ona da abi bırak yeter artık, gençler yapsın, sağlığın bozulacak dedim kaç kere.

Düşünüyorum dese de pek bırakmaya gönüllü değil gibi.

Güngör Yavuzaslan da 13 yıldır sürdürdüğü başkanlığı gönüllü ya da gönülsüz, isteyerek veya istemeyerek bıraksın, işin bu kısmına girmeden, bizatihi bu davranışından dolayı kendisini kutlamak gerekir.

Öyle veya böyle sonuçta aday değilim dedi, demokratik bir olgunluk gösterdi.

Yavuzaslan arkasında önemli etkinlikler, faaliyetler bırakarak gitti.

Gazeteciliğimin son iki yılında patronum olan ve beni emekliliğe uğurlayan Yavuzaslan’a dernekçilikteki başarısından dolayı da ayrıca teşekkür etmek lazım.

Arı gibi çalıştı ve durmaksızın çalışıyor maşallah.

Televizyonlara çıkıyor, konuşuyor, kitap yazıyor, söyleşilere ve imza günlerine katılıyor.

Allah selamet versin.

Hacı Bulut başkanlığındaki yeni yönetime de kolay gelsin.

Bozkuş dönemi.

Çağdaş Gazeteciler Derneği Başkanı Necdet Aydemir, Bartın Gazetesi Sahibi Esen Aliş, ben ve Erdal Arslan, yeni emniyet müdürümüz Çetin Bozkuş’u ziyaret ederek başarılar diledik.

1991’de il olan Bartın’ın ilk İl Emniyet Müdürü Celil Ateş’ten başlayıp bugün Çetin Bozkuş’a kadar süre gelen emniyet müdürlerimizin hepsi ile mesleğimiz gereği tanışma, çalışma imkânı buldum.

Kimi (Mesut İnce) karanlık dünyanın korkulu rüyası oldu, Bartın tarihinin en büyük mafya operasyonunu yaptı, çeteleri temizledi, tefecilerin yakasına yapıştı, emniyetin başarı çıtasını çok yukarılara taşıdı.

Kimi (Mehmet Altınok) sosyal alanda kendini gösterdi.

Kimi (Mehmet Ali Selçuk) fiziki yapılanmanın mimarı oldu, Kemer polis karakolu, Yalı çocuk şube ve Çatmaca müdürlük binası yapımına o dönemde başlandı.

Kimi (Burhan Gümüş) Mobese’yi kurdu.

Kimi (Ogün Vural) genel uygulamalarıyla suç oranını aşağıya çekerek Bartın’a derece yaptırdı.

Kimi (Celil Ateş) kurucu müdür olarak tarihe geçti, teşkilatı yapılandırdı.

Mesut Çevik ve İsa Aydoğdu’nun da hizmeti geçti.

Sadece ilimizde 3 ay gibi kısa bir süre kalan Coşkun Hayal’in hizmetlerine tanıklık edemedik.

Gelişiyle gidişi bir oldu, soyadı gibi hayaldi Bartın için.

Onun dışında bütün müdürlerimiz güçleri nispetinde ilimize hizmet etti, huzur ve güvene katkıda bulundu.

Şimdi sıra yaklaşık 5 ay önce göreve başlayan Çetin Bozkuş da.

Müdürümüzü ilk olarak basınla tanışma toplantısında dinlemiştim, ziyaretimizde de sohbet ettik, fikir alışverişi yaptık.

Basına yakın duruyor.

Önemli değerlendirmeleri var. Yazılmamak kaydıyla bizimle paylaştığı birçok şey oldu.

İlimizde olumlu anlamda iz bırakan müdürlerimizden biri olacağını düşünüyorum.

Bir kez de buradan başarılar diliyoruz.

Akın’ın milletvekilliği.

Emniyet Müdürümüzden sonra Belediye Başkanımıza gittik. Bu ziyaret ani gelişti. Belediye Başkanımız Cemal Akın’ın sohbette adı geçince hadi gidelim, çayını içelim dedik. Sevgi’yi aradım, kalabalık bir grupla geliyoruz dedim. Ne kadar kalabalık dedi.

Gelince görürsün dedim.

4 gazeteciyiz ama mütevazi davranmayıp 40 gazeteciye bedeliz dersem abartılı konuşmamış olurum herhalde.

Erdal Arslan iri kıyımdır, kalıplıdır, onunla gezerken bodyguard (badigart) ile geziyormuşsunuz hissine kapılırsınız.

Böl 5’e, içinden rahat 5 adam çıkar.

Esen Aliş’i zaten biliyorsunuz.

Babadan gazeteci.

Bartın’ın markası, asırlık Bartın Gazetesinin sahibi.

Atatürk için nasıl “böyle liderler 100 yılda bir gelir” denmiştir, Türkiye’nin en eski 3 yerel gazetesinden biri olan Bartın Gazetesi gibi gazeteler de 100 yılda bir gelirler.

Dolayısıyla Bartın Gazetesi ve sahibi, yaşıyla, başıyla, ağırlığıyla, yayınlarıyla bir sürü gazete ve gazeteci eder.

Esen abi gibi Necdet Aydemir’deki gazetecilik heyecanını da genç gazetecilerin çoğunda göremezsiniz.

Haberlerini muhabir heyecanıyla yapar, gençlere taş çıkartır, Aydemir de epey gazeteciye bedeldir.

Bana gelince, emekli oldum, unumu eledim, eleğimi duvara astım ama bu halimle bile yine hem nalına hem mıhına vurmaya devam ettiğime göre ölümüz bile para ediyor demek ki.

Yaklaşık 30 senelik hizmetimle, sağa sola sapmayan, doğru bildiğinden şaşmayan, eğilip bükülmeyen yapımla ve kimsenin 5 kuruş parasına tenezzül etmeyen duruşumla benim kumaştan da çok gazeteci çıkar herhalde.

Kalabalıktan kastımız buydu ve Sevgi de bizi görünce anladı zaten.

Tebrik ziyareti.

Bu kısa girizgâhtan sonra gelelim Belediye Başkanımız Cemal Akın’ı sebebi ziyaretimize. Lafı evirip çevirmeden direkt olarak söyledik, milletvekili adaylığınızı tebrik etmeye geldik dedik. Gündüz sabah erkenden itibaren akşama kadar şehirde, akşamları ve geceleri de o köy senin bu köy benim gezerseniz ve milletvekili adaylığınızla ilgili toplumda bir beklenti oluştuysa ve erken seçim ihtimali de her zaman söz konusuysa, olacağı budur.

Kaderden kaçılmaz.

Başkan Akın’ın da gönlünde böyle bir sevda var ve anladığımız kadarıyla yeri ve zamanını bekliyor. Uygun ortamı bulduğunda adaylığını açıklayacak.

Aslında açıklamasına da gerek yok artık.

Görünen köy kılavuz istemiyor.

Her şey ortada zaten.

Sohbetimiz her zaman ki gibi samimi bir ortamda gerçekleşti.

Tebriklerimize tüm sevecenliğiyle gülerek karşılık verdi.

Halkla iç içe olmayı sevdiğini, köylerde yaptığı sohbetlerde siyaset konuşmadığını, ama kendisine “seni milletvekili olarak görmek istiyoruz” diyenler olduğunu, bu tür dileklerle çok sık karşılaştığını söyledi.

Ziyaretimizden “Başkan Akın’ın milletvekili adaylığını, zaman gösterecek” şeklinde bir haber çıktı.

Şahsen ben Cemal Akın’a milletvekilliğinin yakışacağını ve onun bu görevin üstesinden rahatlıkla gelebileceğini düşünüyorum.

NELER SÖYLENDİ?
@
NAMAZ VAKİTLERİ
PUAN DURUMU
  • Süper LigOP
  • 1Trabzonspor2653
  • 2Başakşehir FK2653
  • 3Galatasaray2650
  • 4Sivasspor2649
  • 5Beşiktaş2644
  • 6Alanyaspor2643
  • 7Fenerbahçe2640
  • 8Göztepe2637
  • 9Gaziantep FK2632
  • 10Denizlispor2631
  • 11Antalyaspor2630
  • 12Gençlerbirliği2628
  • 13Kasımpaşa2626
  • 14Konyaspor2626
  • 15Yeni Malatyaspor2625
  • 16Çaykur Rizespor2625
  • 17MKE Ankaragücü2623
  • 18Kayserispor2622
HAVA DURUMU
Gazete Manşetleri
Yol Durumu
E-GAZETE
E-Bülten Kayıt
ARŞİV ARAMA