Advert Advert Advert
Arif ÜÇLER
Arif ÜÇLER
Giriş Tarihi : 09-09-2021 09:48

CEMAL AKIN ANKARA’YA YAKIN

CEMAL AKIN ANKARA’YA YAKIN

Belediye Başkanı Cemal Akın, basın mensuplarıyla iletişimini hep güçlü tutar.

Hemen her fırsatta onlarla bir araya gelir.

7 Eylül’de de öyle oldu.

Gazhane’de kahvaltılı basın toplantısı vardı.

Bu günün Bartın için özel bir anlamı var.

7 Eylül il oluşumuzun 30. yıldönümüdür.

1991’den bu tarafa geçen 30 yılda önemli gelişmeler kaydedildiğini belirten başkan Akın konuşmasında, il oluşumuza ve gelişmede emeği geçen herkese teşekkür etti, gazetecilerle birlikte 30. yıl pastası kesti.

İlk yıllarda Yukarı Çarşı’daki Atatürk heykeline çelenk sunulur, tören yapılır, il oluşumuz böyle kutlanırdı.

Sonra bunu 8 Nisan Gazi Gününü unuttuğunuz gibi unuttuk.

Vali İsa Küçük döneminde de 20. yıl toplantıları yapılmıştı.

Bu 7 Eylül’de de 30. yılı basın toplantısı ile andık.

İyi de oldu.

BİR PASTA İLE İKİ KUTLAMA

Eylül ayının önemli günleri arasında 6 Eylül’de var.

Bu tarih de 1924 yılında İbrahim Cemal Aliş tarafından kurulan ve oğlu Esen Aliş’in bugünlere getirdiği Bartın gazetesinin 98. kuruluş yıldönümü.

Başkan Akın bir toplantıyla iki anma yapmış oldu.

Bu da iyi oldu.

Ki, Bartın gazetesini ne kadar çok kutlasak azdır.

98 yaş bir gazete için ulaşılması çok güç bir yaştır, bizim gibi demokrasi özürlü bir ülkede, üstelik okuma kültürü zayıf bir toplumda.

O nedenle Bartın gazetesinin yaptığı çok büyük iştir.

Basın toplantılarının bir faydası da gazetecileri bir araya getirmesi.

Şahsen ben emekli olduktan sonra camiadan uzak kaldım.

Davete icabetle katıldığım (sağolsunlar Sevgi ve Emircan beni hiç unutmazlar) bu toplantılarda birlikte gazetecilik yaptığımız arkadaşlarımı, iyi görüştüğüm bazı meslektaşlarımı görüyorum, mutlu oluyorum.

İLANI BIRAK, OKURA BAK

Bu toplantıda, Bartın’da iki günlük gazetesi bulunan ve internet ortamında yaptığı yayınlarla da son zamanlarda adından söz ettiren Ahmet Oktay ile epey sohbet ettik.

Bir ara sohbete Hacı Hasan Bulut’ta katıldı.

Hacı Bulut sıkı bir filatelisttir (pul koleksiyoncusu) ve son yıllarda buna kendini öyle bir kaptırmıştır ki bu hobi ona hem gazeteci olduğunu hem de Bartın Gazeteciler Derneği Başkanı olduğunu unutturmuştur.

Ara sıra iğneliyorum hatta çuvaldızlıyorum kendisini faaliyet yapsın, bir icraatını görelim diye bana mısın demiyor vallahi.

Biraz daha dürtersem ilk icraatı beni dernekten atmak olmadan konuyu değiştirsem iyi olacak galiba.

Son yazımda günlük gazetelerin resmi ilana göbekten bağlı olmalarını eleştiri konusu yapmış, Bartın gazetesi örneğinde olduğu gibi gazeteleri okurların yaşattığını, okura yönelmeleri gerektiğini ifade etmiştim.

BİRLEŞMEK GEREKİYOR

5 günlük gazeteyi teke düşürmek için yaptığı girişimleri anlattı Ahmet Oktay.

İki gazetesinden birini kapatıp özveride bulunabileceğini bile söyledi.

Basın İlan Kurumu da tek gazete olun tavsiyesinde bulunuyormuş.

Bunun birçok ilde örneği var.

Aklın yolu da bir değil mi zaten.

Eğer Bartın birleşip de teke düşmezse ileride resmi ilanlar kesildiğinde bu kendiliğinden olacak zaten.

Birleşip güçlü olma durumu sadece gazeteler için geçerli değil.

İşte merkez sağın bir zamanlar iki büyük partisi ANAP ve DYP birleşmedi, eridi, dağıldı gitti.

Halbuki ikisi de aynı.

YAPICI ELEŞTİRİ

Bizim gazeteler de öyle.

Birbirinin aynısı.

Bunları konuşurken Esen abi Ahmet Oktay’a beni göstererek “yazısında sizden bahsediyor, sizi yazmış” dedi.

Ahmet Oktay “İyi yazmış. Arif abi bizi, gazeteleri, gazeteciliği her zaman yazıyor” dedi, alıştık artık der gibi.

Valla ben ağabeyleri olarak kendi iyilikleri için yazdım, eleştiri ve tavsiyelerde bulundum, tecrübelerimle yol göstermeye çalıştım.

İsteyen dikkate alsın, isteyen almasın.

BAHANE ÇOK

Ahmet Oktay ile sağlık üzerine de konuştuk.

Sohbetin içinde Rasih Karakaş da vardı.

Baktım ikisi de sigara içiyor.

Ahmet Oktay’ın kutsal topraklara gitmişliği var.

Günah hacı günah diye takıldım sigarayı işret ederek.

Bir süre önce caddede yanından geçerken sigara yaktığını gördüğüm tanıdık bir emekli imama da “günah hocam günah” diye takılmıştım.

Bunu anlattım.

Ben yıllardır (2005’te bıraktıktan sonra) kimi görsem sigarayı bırakın diyorum.

Hem yazıyorum hem söylüyorum.

HEM YAZIK HEM GÜNAH

Prof. Orhan Kural’ın yerine vekil kaldım herhalde.

Emekli imam haklısın ama diyerek bir sürü mazeret sıraladı.

Ama hocam dedim ve devam ettim; “eğer annemin mezardan çıkacağını bilsem 17 sene önce bıraktığım bu merete tekrar başlarım”

Yok böyle bir şey.

Sigara ile hiçbir sorun çözülmez.

Sadece geçici olarak kafamızı uyuşturup keyif alırız ve sorunları kısa bir süre unuturuz o kadar.

Bahane ararsak çok buluruz.

Ama sağlığı kaybedince bulamayız.

Sigaranın faydası olmaz.

Haberiniz olsun.

EN BÜYÜK ZENGİNLİK

Kahvaltıda masamızı şereflendiren Belediye Özel Kalem Müdürü Sevgi Salcı ile basından, sağlıktan sohbet ettik.

Necdet Aydemir’in eşi kısa bir süre önce İstanbul’da guatr ameliyatı olmuştu.

Sevgi’nin annesi de yataktan düşüp bacağını kırmıştı.

Hal böyle olunca sohbet ister istemez hastalık ve sağlık merkezli oluyor.

Hiç birimiz sağlığımızın kıymetini bilmiyoruz.

Ne zaman ki gençlik gibi elden gidiyor ancak o zaman dank ediyor.

Tabii o zaman da iş işten geçmiş oluyor.

Valla arkadaş ben onu bunu bilmem, kargadan başka kuş, sağlıktan başka zenginlik, tanımam, bilmem.

POTANSİYEL ADAY

Belediye Başkanı Cemal Akın ile sohbetimizde ise kendisine “Her şeyi başkanlığınızda yapmayın. İşlerin bir kısmını milletvekilliğinize bırakın” diye şaka yollu takılınca köy ziyaretlerinin buna yorulduğunu, bu ziyaretleri milletvekili adaylığı düşüncesiyle yapmadığını, genelde davetler üzerine köylere gittiğini, sohbet toplantıları yaptığını, siyaset konuşmadığını söyledi.

Ben de toplumda böyle bir beklenti olduğunu anlattım.

Öyle ya başkan 30 yıldan fazladır siyasetin içinde, hizmet peşinde.

Bunun 3 dönemi (15 yıl) belediye başkanlığı.

Kendisi zaten potansiyel milletvekili adayı.

Toplumda böyle bir beklenti olması gayet normal.

BAŞLIĞI GÜNGÖR ATTI

Gönlünde yatan aslanın da bu olduğuna inanıyorum.

Bırakın inanmayı adım gibi biliyorum.

2007 milletvekilliği seçimini 500 küsur oyla kaybeden bir siyasetçi rövanşı almak da ister haliyle.

Derken Güngör Yavuzaslan devreye girdi.

“Ben Arif abinin neden sizin milletvekili adaylığınızı sürekli gündeme getiriyor biliyorum” dedi Güngör ve ekledi;

“Cemal Akın Ankara’ya yakın” demek istiyor.

Başlığı bu kez ben değil Güngör attı.

Güzel de attı.

Kafiyeli oldu.

Cuk oturdu.

Güngör attığı başlıkla lafı ağzımdan aldı.

Evet Güngör, tam da öyle demek istiyorum.

ALLAH SELAMET VERSİN

Bu arada seni ulusal kanallarda ilgiyle izliyoruz.

Güzel işler yapıyorsun.

Güngör Yavuzaslan ismini gururla taşıyorsun, giderek daha da parlatıyorsun.

Oralara çıkıp konuşmak ve kendini izletmek-dinletmek herkesin, her babayiğidin harcı değil.

Tam olmuşsun.

Gazeteciliğinde ufacık da olsa bir katkım varsa ne mutlu bana.

Yazarlığımı, gazeteciliğimi sevdiğini, beni örnek aldığını biliyorum.

En azından eleştirilerim seni motive etmiştir diye düşünüyorum.

Kıskananlar çatlasın.

Daha iyi yerlere gel.

Allah yolunu açık etsin.

VEKİLLİĞE YAKIŞIR

Şimdi Cemal Akın’a da, Güngör’e de böyle konuşuyorum diye beni bilmeyen, tanımayan veya art niyetli olan bazı kişiler kim bilir ne çıkarı, menfaati var da böyle yazıyor diye düşünebilir.

Bazı gazetecilerin yaptığı hatalar ne yazık ki toplumda bütün gazeteciler için böyle sakat bir düşünceye neden oluyor.

Şunu özellikle ifade etmek isterim;

Cemal Akın babamın oğlu değil.

Ne belediyeden ne kendisinden ne yakınlarından en ufak bir sebeplenmem veya beklentim yoktur.

Emeklilik sonrasını da sayarsak 30 yılı da geçen gazetecilik yaşamımda ne Cemal Akın’dan ne bir başkasından veya kurum ve kuruluştan hiç kimseden hiç bir şey almadım.

Kimsenin 5 kuruş parasına tenezzül etmedim.

Beni bilen bilir zaten.

Bilmeyenlere duyurulur.

Cemal Akın hem cana yakın hem de Ankara’ya yakın.

Milletvekilliğine yakışacağını, bu işi hakkıyla yapacağını, gelmiş geçmiş birçok vekilden daha iyi olacağını düşünüyorum.

EREN’DEN BOZKURT POZU

Bu arada basın toplantısının sonunda kahveleri de içtikten sonra bir dahaki basın toplantısında buluşmak üzere ayrılırken Ahmet Oktay’ın sağ kolu Eren Sarıkaya Başkan Akın ile birlikte yoğun istek üzerine bozkurt işaretli bir resim çektirdi.

Biliyorsunuz bu işaret MHP'nin ve ülkücülerin değişmez simgesidir.

Eyvah ne yaptın, gitti tarafsızlık diye takıldık Eren’e.

Güldük, gülüştük.

Tabii bunlar da şaka.

Gülmeye ihtiyacımız var toplum olarak.

Yahu kardeşim bu yazıları benim mi yazmam lazım?

Ayıp size be.

Aktif gazeteciler dururken benim gibi emekli ve emekliliği benimsemiş bir gazetecinin habire köşe yazması Allah’tan reva mıdır?

Daha 4 Eylül’de bir yazım çıktı hem de 16 (A4) sayfa pehlivan tefrikası.

Yani bugün okunmaya başlansa 3 günde ancak biter.

Yormayın beni.

Köşe yazısı yazın değerli meslektaşlarım.

Yazın da insanlar okusun, ben de okuyayım.

İKİ UMRE BİR HAC ETMEZ Mİ?

Yeri gelmişken Ahmet Oktay’la ilgili bir düzeltme yapayım.

Önceki yazımda bir cümlede birçok defa umre ve hac yaptığını yazmıştım.

Tam hacca gidecekken pandemi çıktı gidemedim dedi.

Ahmet Oktay iki kere umreye gitti ama hacca gitmedi, daha doğrusu gidemedi.

Düzeltiyorum, doğrusu budur.

Gazeteciler tarihe not düşerler ama bu notun doğru olması gerekir.

Düzeltmeleri gecikmeden yapmak lazım.

Bu arada iki umre bir hac etmez mi sorusunu ortaya attım gülerek?

Normalde etmez tabii ki de.

Ama biz etmiş kabul edelim ve Ahmet Oktay’dan hacı sıfatını geri almayalım.

Zaten ilk fırsatta gidecek.

Hatta gel beraber gidelim bile dedi.

Dedim ki ben Kudüs’e ağlama duvarına gitmek istiyorum, Mücahit Mekeç’in sözü var.

Tamam, oraya da gideriz dedi.

Benim eski patronum gibi onun da leyleği devamlı havada.

Amasra’ya gider gibi Almanya’ya gidiyor.

Suudi Arabistan’ı ve başka ülkeleri saymıyorum artık.

Eski patronumun da bir ayağı Ukrayna’da idi.

O da orada hacı oluyordu.

BİZİMKİ PATLICAN MI?

Beni sorarsanız;

Adımız hiç görülmez pasaportta vizede

Biz de gezmek isteriz Kahire’de Cizre’de

İsterlerse gideriz hatta Portekiz’e de

Bizim yerimiz sadece Sivas, Erzurum, Van mı

Sizin ki tatlı can da, bizimki patlıcan mı?

Bu bölüme renk katan bu şiir Aziz Nesin, Rıfat Ilgaz ve Sabahattin Ali’nin Marko Paşa’sından, bir döneme damgasını vuran o ünlü mizah gazetesinden.

Biz de sizin gibi yorulmak istiyoruz.

Divanda, encümende bulunmak istiyoruz

Diye devam eden “Bizimki Patlıcan mı?” başlıklı şiirin bu kısmını durumuma uygun düştüğü için paylaşmak istedim.

Türk edebiyatının büyük ustaları Aziz Nesin, Rıfat Ilgaz ve Sabahattin Ali’yi de buradan saygı ve rahmetle anmış olalım.

BURAYA ÜST GEÇİT ŞART

Hem de şart oğlu şart.

Başkan Akın basın toplantısında trafik için yapılacak yeni düzenlemelere değinirken Halk gazetesi genel yayın yönetmeni Tolga Akıner’in ve Pusula gazetesi yazı işleri müdürü Nilay Meryem Çömlek’in bu konudaki sorularına ilaveten Gazi Ortaokulunun üst geçit ihtiyacını dile getirdim.

Okulun bulunduğu yerleşim bölgesinin kent merkeziyle arasına çevre yolu giriyor.

Okul da büyük mahalle de büyük.

Haliyle nüfus oldukça yoğun.

Araçlar vızır-vızır işliyor.

Hem de çoğunlukla ağır tonajlılar.

Çocuklar (tabii ki büyükler de) yolun karşısına geçerken büyük tehdit ve tehlike altındalar.

Bir anlık dikkatsizlik, dalgınlık büyük bir faciaya neden olabilir.

Benim de iki yeğenim Gazi’de okuyor ve bu yolu kullanıyor.

Başkan Akın tehlikenin farkında.

Belediye en son Hendekyanı’ndaki İnönü okulunun önüne üst geçit yapmıştı.

Ama bu görev neden sadece belediyenin olsun.

İşte size üzerinde koordinasyon sağlanması gereken bir konu.

Kimsenin burnu kanamadan bu sorun çözülse iyi olur.

RÜZGÂR ESER, BARTIN BAKAR  

Bartın ve çevresinde neredeyse bir haftadır deli bir rüzgâr var.

Zaman zaman, yer yer fırtınaya bile dönüştüğü oldu.

Bu sadece yılın belli dönemlerinde değil genelde her zaman oluyor.

Özelikle sahil kesimi rüzgâr konusunda oldukça verimli.

İşte size yenilenebilir enerji.

Kuralım türbinleri, alalım elektriği.

Keza güneş de öyle.

Çevreye, havaya, suya, insan sağlığına zararı olmayan böyle projeleri neden daha fazla değerlendirmiyoruz?

Dünyanın bugün geldiği noktada öldürücü, yok edici zararları olan kömür ve termik santraller artık pek çok ülkede terk ediliyor.

Onların attıklarını biz kapmayalım, hayatı kendimize zehir etmeyelim, olmaz mı?

HER GÜN BİR SANTRAL KAPATILMALI

Deniz Kilislioğlu geçen ağustosta Milliyette yazdı.

Bakın ne dedi;

Bu hafta “İklim Değişikliği 2021” raporu açıklandı. Rapora göre, atmosferdeki karbondioksit yoğunluğu son iki milyon yıldaki en yüksek seviyeye ulaştı ve insanoğlu atmosferdeki karbon miktarını anlamlı şekilde düşüremezse gelecek 10 yıl içinde kuraklık, sel gibi “aşırı iklim olaylarının” hem şiddeti hem sıklığı hem de süresi katlanarak artacak.

Dünyada kömürle çalışan yaklaşık 2400 termik santral var.

Karbon azaltımında yüzde 7 hedefi tutturmak için 10 yıl içinde her gün bir santral kapatılmalı.

Dünya 10 yıl içinde kömür, 15 yıl içinde doğalgaz kullanımını bırakmalı.

Yenilenebilir enerjiye yönelmek şart.

KERHEN MUTLULUK

Sosyal medyada bir fotoğraf gördüm.

Bir davette çekilmiş.

Birbiriyle fena halde ters düşen, birbirini kötüleyip suçlayan, birbirinden hiç hazzetmeyen, birbirinin arkasından kuyu kazan, dedikodu yapan kişiler bu davette bir araya gelmişler, etrafa gülücük saçıyorlar.

Ne güzel işte, üzüntüde de sevinçte de bir araya gelmesini biliyoruz.

İyi de bu samimi olmaz ki o zaman diyeceksiniz biliyorum.

Samimi ve içten olduğunu kim söyledi ki. .

Adeta maskeli balo.

İki yüzlülük böyle bir şey işte.

Gülücükler uyduruk, yapmacık, sahte.

Birliktelik kerhen (gönülsüz olarak, istemeye-istemeye, içten gelmeksizin, istemeyerek)

Bir rüya gördüm.

Sabah oldu erken!

BARTIN GAZETESİNİ RUSLAR DA OKUYOR

Rusya’da tarih öğretmeni bir arkadaşım var.

Mesleğinden dolayı Atatürk’ü, Osmanlıyı, aramızdaki savaşları, barışları çok iyi biliyor.

Esen abi (Aliş) Bartın gazetesinin yeni sayılarını internetten (pdf) olarak gönderdiğinde benim yolladığım kişiler arasında o da var.

Üşenmiyor, tercüme ediyor, okuyor.

Eleştiriyi, mizahı bir başka seviyor.

Haberleri ve köşe yazılarını aydınlatıcı buluyor.

Gazeteyi hayranlıkla inceleyip okuduğunu rahatlıkla söyleyebilirim.

Anlayacağınız Bartın gazetesi Rusya’da da okunuyor hem de Ruslar tarafından.

98. yıldönümü sevinci böylece oralara kadar gitmiş oldu.

“Bu gazete okunuyor” başlıklı haberde yer alan, büyük bir merak ve ilgiyle panoda Bartın gazetesini okuyan insanları gösteren fotoğrafla ilgili “Rusya’da bir gazete için böyle bir fotoğraf göremezsiniz” dedi.

İnanılır ve güvenilir olmak çok çok önemli.

Bu arada Bartın gazetesinin Rusya’daki bir başka okuru-takipçisi Kubilay Çak’a da buradan selam olsun.

NELER SÖYLENDİ?
@
NAMAZ VAKİTLERİ
PUAN DURUMU
  • Süper LigOP
  • 1Trabzonspor1024
  • 2Hatayspor1020
  • 3Fenerbahçe919
  • 4Fatih Karagümrük1018
  • 5Beşiktaş917
  • 6Konyaspor1017
  • 7Galatasaray917
  • 8Alanyaspor917
  • 9Altay1015
  • 10Adana Demirspor1013
  • 11Başakşehir FK1012
  • 12Gaziantep FK1012
  • 13Yeni Malatyaspor1012
  • 14Sivasspor1011
  • 15Kayserispor1011
  • 16Giresunspor109
  • 17Antalyaspor109
  • 18Göztepe108
  • 19Kasımpaşa106
  • 20Çaykur Rizespor104
HAVA DURUMU
Gazete Manşetleri
Yol Durumu
E-GAZETE
E-Bülten Kayıt
ARŞİV ARAMA