Advert
Advert
Advert

YSK'nın 'mühürsüz oy' kararı hukuka aykırı

Ülkenin Yüzde 50'si Mutsuz, Küskün, Kırgın

YSK'nın 'mühürsüz oy' kararı hukuka aykırı
Bu içerik 417 kez okundu.
Advert

Feyzioğlu: Atı alan Üsküdarı geçti', 'Geçti Bor'un pazarı sür eşeği Niğde'ye' gibi hukuksuzluğa işaret eden açıklamalar yanlış.

Türkiye Barolar Birliği Başkanı Metin Feyzioğlu toplantı öncesinde basın mensuplarına önemli açıklamalarda bulunarak YSK'nın "mühürsüz oy" kararının da hukuka aykırı olduğunu belirterek "Ülkenin yüzde 50'si mutsuz, küskün, kırgın." dedi.

Nilay Meryem ÇÖMLEK(Halk Gazetesi)

Türkiye Barolar Birliği ve Bartın Barosu organizasyonunda gerçekleştirilen Genişletilmiş 9. Karadeniz Baro Başkanları Toplantısı Amasra'da yapıldı. 21-23 Nisan 2017 tarihinde Amasra Northdoor Otel'de yapılan toplantıya Türkiye Barolar Birliği Başkanı Metin Feyzioğlu, Bartın ve Karadeniz bölgesinde bulunan çok sayıda baro başkanı katıldı. Toplantı öncesinde basın mensuplarıyla bir araya gelen Türkiye Barolar Birliği Başkanı Metin Feyzioğlu, referandum sonucunu ve "YSK'nın mühürsüz oy" kararını değerlendirdi. Referandum sonucunu değerlendirerek ortak mutabakatın sağlanamadığını ifade eden Feyzioğlu, ülkenin yüzde 50'sinin mutsuz, küskün ve kırgın olduğunu belirterek şu satırbaşlarına değindi;

YÜZDE 50 MUTSUZ

"Bizim düşüncemiz pozisyonumuz malum. Biz bu paketin içeriğinin Türkiye'nin hukuk devleti niteliği ve demokrasisi açısından sıkıntılı olduğunu söylemiştik. Sonucu değerlendirdiğimizde ise üç nokta var. Birincisi; bu ülkenin en az yüzde 50'si Anayasa değişikliği paketinin içeriğini eşit şartlarda halka anlatılamadığı düşüncesinde, bu sebeple de bir adaletsizliğe uğradığına inanıyor, küskün ve kırgın. Sürecin çok adil yürüdüğünü düşünebilir birileri ancak en az yüzde 50'nin bu sürecin devletin bir taraf lehine bütün gücüyle sahaya inmesi sebebiyle eşitsiz yürüdüğünü bir kısım insanın düşündüğünü göz ardı edemez. Ben işin esasından önce en az yüzde 50'nin ruh halini söylüyorum size. İkincisi paketin Türkiye'de hukuk devletine telafisi imkânsız zarar verdiğine, demokrasiden uzaklaştırdığına inanıyor, bir basit sistem değişikliği değil rejim değişikliği getirdiğine inanıyor. Böyle değil diyenler de olabilir ama en az yüzde 50 böyle inanıyor. Üçüncüsü ise yine en az yüzde 50 YSK'nın duyurusu ve uygulaması ile bu seçime hile şaibe karıştırıldığına inanıyor ve bu sebeple de güvensiz, öfkeli ve kırgın. Sonuç en az yüzde 50 mutsuz. O halde buna bir çözüm bulmak lazım.

PAKETİ GETİRENLER ÇÖZÜMÜ BULMALI

YSK kendi duyurusu kararına karşı yapılan itirazı reddetti. Anayasa Mahkemesi ve Anayasa Mahkemesi de reddedecek olursa Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kalır. Bizim düşüncemiz şu bu işi yargı kararlarına dökmeden çözülmesi. Yargı kararını verir ama yargının vereceği karar öyle de olsa böyle de olsa bir yüzde 50 mutsuz olacak. O zaman siyasi iktidar ve tüm siyasilere şu görevin düştüğü kanaatindeyiz yani paketi getirenler 'Biz iyi bir şey yaptığımızı düşünüyoruz, güzel bir şey yaptığımızı düşünüyoruz ama toplumun en az yüzde 50'sine anlatamadık en az yüzde 50'si bizden farklı düşünüyor. YSK kararıyla da önemli gölgeler düştü bu da açık. Bir toplumun yarısı öfkeli kızgın güvensiz ise o devlet istikrarı birliği ve beraberliği yakalayamaz. O sebeple biz siyasi olarak bir çözüm bulmalıyız' demeli. Peki, çözüm nedir? Sonuç ortada bu sonuçta kazanan yok. Bu bir maç değil. Referandum sonucunda kazanan bir futbol maçının aksine tüm Türkiye'yi temsil etme iddiasında oluyor. Bu bir maç değil bunu futbol maçıyla kıyaslamak rencide edici. 'Atı alan Üsküdarı geçti', 'Geçti Bor'un pazarı sür eşeği Niğde'ye' gibi hukuksuzluğa işaret eden 'ben yaptım oldu' diye yapılan açıklamalar yanlış.

ANAYASA DEĞİŞİKLİĞİ İÇİN KOMİSYON KURULMALI

Bir ülke halkının yarısı mutsuz, kırgın, güvensiz iken istikrarlı bir şekilde birlik ve beraberlik içerisinde yönetilemez. Siyasi mekanizma şunu demeli; 'Kimimiz 'evet' dedi, kimimiz 'hayır' dedi. Toplum bizi ortada bıraktı. Halkın verdiği mesajı doğru okumalıyız. Hadi bakalım bu anayasa değişikliğini biz kaldıralım ve bir komisyon kurulmasına karar verelim. O komisyon çok daha kapsamlı ve herkesi tatmin eden bir anayasa değişikliği yapsın. Öyle tereddütlü bir yüzde 50 küsurla değil çok yüksek bir yüzde ile geçirelim' demeli.

KENDİ YAKIN TARİHİMİZE BAKSAK YETER

Yapılanın ne kadar yanlış olduğunu anlatmak adına iki örnek vereceğim. 1961 Anayasası içeriği itibariyle özgürlükçü demokratik bir anayasaydı ama yapım sürecinde toplumun bir kesimin tamamen dışlandığı için 61 Anayasası hiçbir zaman milletçe bir bütün olarak benimsenmedi ve ömrü kısa oldu. 1982 Anayasasında ise hem yapım sürecine toplum karıştırılmadı hem de propaganda süreci tek taraflı yürüdü yüzde 92 ile geçti. 1961 Anayasası yüzde 62 ile geçti, 1982 Anayasası yüzde 92 ile geçti. 1961 anayasası toplumun bir kesimi yapım sürecine dâhil edilmediği için benimsenmedi. 82 anayasası ise propaganda sürecinde bir kesim yok sayıldığı için yüzde 92 gibi korkunç yüksek bir oyla geçtiği halde bu milletin benimsenen bir anayasa haline gelmedi. O yüzden Türkiye'nin sistemini değiştiren ve en az yüzde 50'nin rejim değişiyor diye kanaatince haklı kaygılarla itiraz ettiği bir anayasa öyle yüzde 50 küsuratla kabul edildi denilemez. Çok yüksek bir oranın yakalanacağı bir anayasa değişikliğine derhal girişmeliyiz. Ama bunun için de insanları çok kaygılandıran, güvensizliğe sevk eden anayasa değişikliğinin 1 maddelik değişiklikle ilga edilmiştir, eski maddeler yürürlüğe girmiştir, derhal bir komisyon kurulmuştur. O komisyon tarafından kapsamlı bir değişiklik çalışması yapılacak ve milletimizin tam bir uzlaşmasıyla geçecekti denilebilir. Bütün büyük zaferler bir hayalle başlar. Ama olumsuzlukları biraz akıl ederek öğrenmeli ve gidermeliyiz. Olumsuzlukları mutlaka başımıza işler geldiğinde, ağır acılar çekerek anlamak zorunda değiliz. İnsanların akılları var. Başkalarının tecrübelerinden edinecekleri, çıkaracakları sonuçlar var ve dolayısıyla akıl bize bunu söylüyor. Bunun için de biraz bakmak gerekiyor. Sadece kendi yakın tarihimize baksak yeter, 1961 Anayasası niye benimsenmemiş, 1982 Anayasası neden benimsenmedi diye baksak yeter."

"YSK'NIN GÖREVİ KANUNU UYGULAMAKTIR"

YSK'nın "mühürsüz oy" kararının da hukuka aykırı olduğunu belirten TBB Başkanı Feyzioğlu, sözlerine şöyle devam etti: "Hiçbir dayanağı yok ve hayatımda böyle hiçbir fahiş karar görmedim ve duymadım. YSK'nın Türkçe okuma yazma bilen herkesin anladığı bir şeyi nasıl anlamadığına hayretler ediyorum. Anayasa'nın 101'nci maddesinin 1'inci paragrafının 3'üncü bendi 'Arkası mühürsüz oy pusulaları geçersizdir.' diyor. Yani bunun böyle olmadığını iddia edebilmek için, başka türlü anlayabilecek ve anlatabilecek gerekçeleri üretmek için hakikaten o kadar çok okumak lazım. Türkçe okuma yazma bilen ve herhangi bir okul bitirmemiş birisi bile bunun ne anlama geldiğini anlar. 'Arkası mühürsüz oy pusulası geçersizdir.' YSK'nın görevi kanununu uygulamaktır, kanun yazmak değil. Bunlar yanlış ve kabul edilemez.

ÇOK BÜYÜK BİR SORU İŞARETİ VAR!

YSK'nın daha önceki birkaç kararına atıf yapıldığını görüyoruz. Bir kere bunların hiçbiri emsal değil. Kaldı ki o kararların her biri 2010'daki kanun değişikliğinden önce ve YSK'nın bütün o kararları herhangi bir beldedeki ya da kasabadaki sandığa ilişkin. Ama 16 Nisan'da akla zarar bir şey yapıyor. Oylama devam ederken kanunun bir emredici hükmünün uygulanmayacağını söylüyor. Dolayısıyla önceki kararından çok farklı olarak kanuna aykırılığın boyutunu öğrenmemizi sağlayacak tutanakların tutulmasını engelliyor, eksikliğin giderilmesini önlüyor. Oysa sadece aynı gün verdiği bir karar var. En az 3 paragraf mührün sahteliği önlemek açısından ne kadar önemli olduğunu anlatmış ama demiş ki bazı sandıklarda arkaya değil öne basılmış önemli olan mührün olmasıdır, 'ama hadi öndedir biz bunları da kabul edelim' demiş. Şimdi 559 sayılı kararda mührün ne kadar önemli olduğunu anlatıyorsun ve doğru bir şey yapıyorsun, birkaç saat sonra da bir duyuru yaparak 'mühürsüz pusulalar da geçerlidir' diyorsun. Onun kararını bir türlü yayınlayamıyorsun ve burada da çok büyük bir soru işareti var.

"ANAYASA MAHKEMESİ'NİN BAKMASI LAZIM"

Tam 2,5 gün geçiyor üstünden saat 4-5 gibi kararı yayınlıyorsun, o karara itiraz ediliyor ve o YSK bu sefer oy çokluğuyla itirazı reddediyor. Sözlü karar alınır mı? Bu kadar skandal bir duyuruyu yazılı bir karar olmadan nasıl yaparsın? YSK'nın buradaki mutlak hukuksuzluğu şu; oylama devam ederken böyle bir duyuru yapamazsın. Oylama biter, tutanaklar tutulur, kanun uygulanır, kanuna göre mühürsüz oy pusulaları geçersiz sayılır, birileri itiraz eder ve bu itirazların üzerine sayılar ortaya çıkar, ihmal edilebilir bir sayı olursa önceki içtihadı çerçevesinde belki 'bunları sayılım' diyebilir. O zaman bile doğru olmaz ama belki diyebilir. Burada kaç yüz bin, kaç milyon mühürsüz oy pusulası olduğunu, bunların evet mi hayır mı şeklinde damgalandığını bilmiyoruz. Bu kadar bilinmezle dolu bir hukuksuzluğun karıştığı bir oylama sonucunda en az yüzde 50 'Türkiye'de sistemin ötesinde rejim değişmiştir.' diyor. Anayasa Mahkemesi'nin buna bakması lazım maalesef siyasi iktidardan yanıltıcı açıklamalar geliyor.

Ülkenin Yüzde 50'si Mutsuz Mühürsüz Oy Metin Feyzioğlu
Advert
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
CHP 28 delege daha seçti
CHP 28 delege daha seçti
Manav İstifa Etti
Manav İstifa Etti