Advert
Advert
Advert

Ohal-KHK Rejimine boyun eğmeyeceğiz, biz kazancağız!

Hukuksal ve örgütlü mücadeleden asla vazgeçmeyeceğiz

Ohal-KHK Rejimine boyun eğmeyeceğiz, biz kazancağız!
Bu içerik 440 kez okundu.
Advert

Tüm bu antidemokratik ihraç kararlarına, baskılara karşın bu ülkenin onurlu ve mücadeleci kamu emekçileri olarak boyun eğmeyeceğiz, biz kazanacağız!

692 SAYILI  KHK İLE 7.348  KAMU GÖREVLİSİ DAHA İHRAÇ EDİLDİ

15 Temmuz  darbe girişiminin üzerinden bir yıl geçti… Darbe teşebbüsünü “Allah’ın bir lütfu” olarak nitelendiren siyasal  iktidar bu süreci siyasal, sosyal ve  ekonomik olarak tam bir tahakküm, baskı ve zor sürecine dönüştürmüştür. Darbe girişiminin diktatörlüğe evrilişi sürüyor. Son olarak 15 temmuz da yayımlanan 692 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile onlarca kamu kurumundan toplam 7 bin 348 kamu personeli daha ‘memuriyetten çıkarılmış’ yani ihraç edilmiştir. Böylece OHAL ‘kanunsuzluğuna’ dayanılarak çıkarılan KHK’lar kapsamında kamudan ihraç edilenlerin sayısı 110 bini aşmıştır

Bu anlam da İlimiz de de Ses Başkanı ve Bartın Devlet hastanesi Mikrobiyoloji Uzmanı Dr Fehmi Yüksel Görevinden İhraç Edilmiştir Fettullahçı yapılanma  ile hiçbir bağlantısı olmayan Dr fehmi Yüksel Bartın a 20 yıldır hizmet etmektedir. Bu süre içerisinde Bartın Devlet Hastanesine Kan Merkezi kurulmasına katkı sunmuş, Meslekdaşları ve hastaları ile sürekli dayanışma içerisinde olmuş, Görevini Meslek etiği kurallarına göre sürdürmüş, İlimizin ve Bartın Devlet hastanesinin ihtiyacı olan bir arkadaşımızdır. Fehmi Arkadaşımız ile gerekli tüm anlamda dayanışma içerisinde olacağımızın bilinmesini isteriz.

15 Temmuzun yıl dönümü arefesinde yayımlanan bu son KHK ile kamuda başlatılan ‘kitlesel kıyım’ınlar ile ilgili KESK olarak bir kez daha altını çiziyoruz. Hukuken somut delillere, yargı kararlarına, mevzuata uygun yürütülen idari soruşturmalara dayanmaktan uzak bir şekilde verilen tüm ihraç kararları hukuksuzdur. Öte yandan Aradan geçen bir yılda  darbe teşebbüsünün siyasal ayağının ortaya çıkarılmasına yönelik en küçük bir adım dahi atılmaması siyasal iktidarın darbe ile darbecilerle hesaplaşma gibi bir derdi olmadığını ispatlamıştır.

Çünkü siyasal iktidar ve saray için asıl hedef OHAL’i kalıcı hale getirecek tek adam sultasının önündeki engelleri temizlemektir. Bunun için  “OHAL’i halka karşı değil, devlete karşı ilan ettik”  diyenler doğrudan halkın, emekçilerin yaşamına ve hak mücadelesini hedef almaya devam etmektedir.

 AKP Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, işverenlere yönelik olarak “Biz göreve geldiğimizde Türkiye’de OHAL vardı ama bütün fabrikalar grev tehdidi altındaydı. Hatırlayın o günleri. Ama şimdi grev tehdidi olan yere biz OHAL’den istifade ederek anında müdahale ediyoruz” diyerek OHAL’in emek düşmanı politikalara nasıl manivela yapıldığını açık ve net olarak itiraf etmiştir. Kısacası AKP iktidarının tek derdi OHAL-KHK rejimini kalıcı hale getirecek olan tek adama dayalı otoriter sisteme geçişin önünde en küçük bir engel dahi bırakmamak,  tüm toplumu bu sisteme biat eden kullara dönüştürmektir. 

KESK olarak bizler de elbette ki bu saldırı dalgasından payımıza düşeni fazlasıyla alıyoruz.

Çünkü biz KESK olarak, başta kamu emekçileri olmak üzere tüm emekçi kesimlerin hak ve özgürlüklerini savunmayı,  emeğin hakları ile demokrasi ve barış mücadelesi arasında köprüler kurmayı ilke edinmiş bir konfederasyonuz. Sadece  3 milyon kamu emekçisi  ve 2 milyon kamu emekçisi emeklisinin hak ettiği insanca yaşam için değil, 78 milyon vatandaşın nitelikli, ulaşılabilir, tarafsız kamu hizmeti alma hakkı için de mücadele ediyoruz. Mücadelemizi en başından beri,  demokrasinin,  hukukun, adaletin, laikliğin, kardeşliğin ve barışın tesis edilemediği bir ülkede emeğin-emekçilerin haklarını korumanın-geliştirmenin mümkün olmadığı bilinci ile sürdürdük, sürdürüyoruz.  

Bunun için her zaman emek ve demokrasi karşıtlarının hedefinde olduk. Bugün de, 15 Temmuz sonrasında KESK’i “darbe destekçisi” olarak itham edemeyeceklerini bilenler yıllardır kararlılıkla sürdürdüğümüz emek ve demokrasi mücadelemizi “suç” gibi göstermektedir.

Tekrar üstüne basa basa vurguluyoruz

 Bir sendikanın, konfederasyonun;  anayasa ile yasalarla, ülkemizin altında imzası bulunan uluslararası sözleşme ve anlaşmalarla güvence altına alınmış bulunan sendikal hak ve özgürlükleri kullanması “suç” değildir. Sendikal hak ve özgürlükler mücadelesi yürüttüğü için İhraç edilen yönetici ve üyelerimiz, İşimi geri istiyorum talebi ile açlık grevini sürdüren Nuriye ve Semih  de “suçlu” değil, kamu emekçileri mücadelesinin onurudur.

Hukukun en temel ilkelerini ayaklar altına alarak intikam hırsıyla KHK listelerini oluşturanların ve hazırlanmasına katkı sunanların peşini bırakmayacağız. Nereden ya da kimden gelirse gelsin, örgütlü mücadelemizi hedef alan, her türlü yasa dışı girişim ve saldırıya rağmen, hukuksal ve örgütlü mücadeleden asla vazgeçmeyeceğiz. İhraç edilen, açığa alınan tüm üyelerimiz tekrar görevlerine dönene kadar dayanışmayı daha da büyüterek mücadelemizi kesintisiz sürdüreceğiz.

Tüm bu antidemokratik ihraç kararlarına, baskılara karşın bu ülkenin onurlu ve mücadeleci kamu emekçileri olarak boyun eğmeyeceğiz.

BİZ KAZANACAĞIZ!

Bartın KESK Şubeler Platformu Adına

Eğitim Sen Başkanı

Sedat Bora

Boyun eğmeyeceğiz Eğitim Sen Bartın Sedat Bora
Advert
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Avrupa ikincisi oldu
Avrupa ikincisi oldu
Kalpazan tutuklandı
Kalpazan tutuklandı