Advert
Siyaset
Giriş Tarihi : 10-12-2020 15:20   Güncelleme : 01-01-2021 00:19

"Yeniden CHP " hareketinin 3’cü dayanışma ilanı

DAYANIŞMA

Büyük önder Mustafa Kemal ATATÜRK diyor ki; “Bir işi zamansız yapmak, o işi başarısızlığa uğratmak olur. Her şey sırasında ve zamanında yapılmalıdır”.

Haydi Türkiye! Tam zamanı. Biz hazırız. Değişim başlıyor.

Yeniden CHP hareketi Cumhuriyet Gazetesinde bugün 3’cü kez dayanışma ilanı yayınladı. "Yeniden CHP " hareketinin dayanışma ilanında şu ifadelere yer verildi: İnsanlığın değerlerinin yaşama geçmesi, yücelmesi çağdaş demokratik bir sistemin tam olarak gerçekleşmesiyle olasıdır. Ezenle ezilen farklılığının ortadan kalkması, halka karşı oluşturulan güç odaklarının etkisizleştirilmesi ve tüm özgürlüklerin güvencede olması: insanın sürekli olarak kendisini aşarak yenileyebilmesi, gelişmesi ancak gerçek bir demokraside mümkündür.

Büyük “milletimizin azim ve kararına” güveniyoruz.

Bugün ülkede özgürlükler, yaşama ve geleceği planlama hakkı gibi temel insan hakları bile büyük bir erozyona uğramış;

    Egemenliğin “kayıtsız şartsız milletin” olduğu, yasaların herkesi bağladığı hukuk devletini; güçlü ve mutlu Türkiye’yi yeniden inşa edeceğiz. Ülkenin içerisine sürüklendiği bu ağır durumun sorumlusunun kim olduğu değil, var olduğu gerçeği son derece önemlidir. Binlerce masum insan işledikleri bir suç nedeniyle değil, siyaset “kumpas” kurduğu için yargılanmış ve yaftalanmıştır. Adil yargılanma inancının kaybolduğu, “dişlerin gıcırdatıldığı”, “geçmişte sıkılmış yumrukların” savrulduğu bir ülkede yargılama bir seremoniden öteye geçemez. Siyasal iktidarlar yalnızca geleceğe proje üretebilir, geleceği düzenleyebilirler. Geleceğe bakmak, geleceği yaşanılabilir hale getirmek iktidarın görevidir. Uygar dünyanın ceza adaleti sistemi ve hukuk devletinde kin ve garez duygularına, rövanş ve öç alma arayışlarına yer yoktur.

    Kadına şiddet, sokakta cinayet, trafikte hiddet, açlık, yoksulluk ve borç batağı intiharları toplumu derinden sarsmaya başlamış; iş insanı sinmiş, bilim adamı küsmüş, gençler geleceğini el kapılarında arar hale gelmiş; aydınlar, susmuş, üniversiteler sessizleşmiş, mutlu ve müreffeh bir geleceğe ilişkin ne inanç ne de umut kalmıştır. Adaletin güçsüz olması ile güçlünün adaletsiz olması arasında fark yoktur. Korkulması gereken şey yasasız yargılanmaktır. Her geçen gün hukuk devleti, demokrasi, insan hakları, özgürlükler ve kadın-erkek eşitliği gibi birçok alandaki bütün kazanımlar bir bir yok edilirken, uygar dünyadan uzaklaşıyor ve hızla yalnızlaşıyoruz.

    Başımızda dünyanın çare aradığı gelir eşitsizliği, küresel ısınma, göç ve küresel salgın gibi birçok problem varken, bir de siyasal iktidardan kaynaklanan ekonomik kriz, sosyal adaletsizlik, işsizlik, yolsuzluk, yoksulluk ve açlık gibi sayısız sorunla mücadele ediyoruz. 18 yıl içerisinde demokrasi, insan hakları ve özgürlükler alanında çok büyük kayıplar ve gerilemeler yaşandı. Bunun sonucunda da bütün ulusal ve uluslararası kurallar işlerliğini kaybetti. Yine bu dönemde hazine garantili ve kamu hizmeti imtiyazı niteliğindeki “yap işlet devret” sözleşmelerinin neredeyse tamamında yargılama yetkisi yabancı tahkim mahkemelerine devredildi.

    Oysa, Lozan müzakerelerinin en zor kısmıdır “kapitülasyonların kaldırılması”. Büyük önder Atatürk, “Ulusların yargılama hakkı, bağımsızlığın ilk koşuludur” diyor. Elbette ulusal uzlaşma ve uluslararası işbirliği önemlidir. Ancak Anayasa’ya, uluslararası sözleşmelere ve ulusal çıkarlara aykırı tüm sözleşmeler hiç tereddüt edilmeden mutlaka gözden geçirilecektir. Dünyada ulus devlet ve ulusal çıkarların yeniden ön plana çıkmasıyla küreselleşme kavramı artık geçerliliğini yitirdi.

    Trump’un “Önce Amerika” söylemi ve İngiltere’nin AB’den ayrılma kararı ile tüm dünyada siyasal dengelerin yeniden oluşması sürecine girildi. Başına hangi yaklaşımı eklerseniz ekleyin; temsili, liberal, parlamenter, güçlü, doğrudan veya katılımcı demokrasi kavramları dünyanın en önemli siyasal gündemi haline gelmişken, ülkemizde hala seçimleri kazananın her türlü demokratik sistemi yok saydığı çağdışı bir siyaset anlayışı hâkimdir. Siyasi Partiler Yasası yeniden düzenlenerek, parti içi demokrasi kurallarının işlerlik kazanması sağlanacaktır. Genel Başkanların görev ve yetkileri, parti içi demokrasi anlayışına göre yeniden düzenlenecektir. Parti tüzüklerinde tek kişiye dayalı liderlik ve başkanlık anlayışı yerine, parti içi demokrasi anlayışı uygulanacak ve parti içi kararlar, kurultaylardan sonra en yetkili kurum olan Parti Meclisleri tarafından alınacaktır. Basın ve fikir özgürlüğünün sağlanması ve korunması demokratik hukuk devletinin en öncelikli görevidir. Türkiye dünyada en fazla gazetecinin tutuklu olduğu iki ülkeden biri olma ayıbından kurtarılacaktır.

Büyük önderin söylediği gibi, “BENİM HALKIM, DEMOKRASİ İLKELERİNİ, BİLİM ÖĞRETİLERİNİ ÖĞRENECEKTİR. ÖZGÜRLÜK OLMAYAN BİR ÜLKEDE ÖLÜM VE YIKIM VARDIR. HER İLERLEMENİN VE KURTULUŞUN ANASI ÖZGÜRLÜKTÜR.”

    Biz, içinde yaşadığı çağa göre çok büyük adımlar atmış, çok büyük devrimler yapmış insanların çocuklarıyız. Onlar savaşlardan yeni çıkmış topraklarda yeni bir ülke kurarken, çağın ilerisine erişmek için de hep hayaller kurdular. Ülkemizde kadınlara siyasal haklar tanındığında dünyada sadece 16 ülke tanımıştı bu hakkı. Türkiye’de parlamenter sisteme geçildiğinde dünyada ileri demokrasi düzeyini benimsemiş olan ülke sayısı ise sadece 12 idi. Bugün Avrupa Birliği üyeliği için kapıda sıra bekliyoruz. Oysa 1949’da Avrupa Konseyi’ne üyeydik. 1950’de Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’ni imzalayarak insan haklarının bir iç mesele sayılamayacağını kabul eden ilk devletlerden biri olmuştuk.

    Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş felsefesi ve hedefi daima dünyanın en ileri, en çağdaş ülkeleri arasında yer almak, hiçbir alanda onlardan geri kalmamaktır. Türkiye açısından bu hedefi sürdürmenin yolu; Cumhuriyet’in devrimlerine ve temel değerlerine sahip çıkmak, aynı zamanda devleti çağın koşullarına uygun biçimde yapılandırmaktan geçmektedir. Büyük önder Atatürk şöyle diyor: “Bizim kendisinde açıklık ve uygulama imkânı gördüğümüz ilke milli siyasettir. Memleketin güçlü, mutlu, istikrarlı yaşayabilmesi için devletin bütünüyle milli bir siyaset izlemesi bu siyasetin iç teşkilatımıza tam olarak uyması ve ona dayanması gerekir.” Bu eşsiz toprakların büyük ve güçlü ülkesinde çağdaş, mutlu ve uygar bir dünyayı yeniden inşa edeceğiz.

Tam da büyük önder Atatürk’ün söylediği gibi; “Hiç kuşkumuz yoktur ki, Türkiye Cumhuriyeti mesut, muvaffak ve muzaffer olacaktır”. Biz hazırız. Yeniden inşa için, Yeniden CHP...

NELER SÖYLENDİ?
@
NAMAZ VAKİTLERİ
PUAN DURUMU
  • Süper LigOP
  • 1Beşiktaş1838
  • 2Fenerbahçe1838
  • 3Galatasaray1936
  • 4Gaziantep FK1934
  • 5Hatayspor1931
  • 6Alanyaspor1830
  • 7Trabzonspor1930
  • 8Fatih Karagümrük1827
  • 9Yeni Malatyaspor1927
  • 10Göztepe1925
  • 11Antalyaspor1925
  • 12Çaykur Rizespor1924
  • 13Sivasspor1823
  • 14Başakşehir FK1923
  • 15Konyaspor1922
  • 16Kasımpaşa1822
  • 17Kayserispor1919
  • 18Gençlerbirliği1919
  • 19BB Erzurumspor1916
  • 20MKE Ankaragücü1815
  • 21Denizlispor1914
HAVA DURUMU
Gazete Manşetleri
Yol Durumu
E-GAZETE
E-Bülten Kayıt
ARŞİV ARAMA